BLOG OLUŞTURUN

Ara:
 

Kullanıcı: omercemilsanal  
en son güncelleme: 10-07-2008 23:29  
   Hosgeldiniz! [10-07-2008 23:04]   
Blog Ülkesi'ni tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz.

Yönetici panelinize giriş yaparak; Kategoriler,notlar,resimler,albümler ekleyebilir; Ayrıca blog'unuzu özelleştirebilirsiniz.

Değişik blog düzenlerini seçebilir, düzenleyebilir renklerini ve yazı tiplerini değiştirebilir, blog'unuz için hazır template'lerden birini'de kullanabilirsiniz.

Yeni: Düzinelerce arkaplan grafiği eklendi!


  

Geri İzlemeler


GERİ İZLEME ADRESİ: http://www.blogulkesi.com/trackback/212

   Yorum
ÖMER CEMİL SANAL
Delta cinayetinde gizli arşiv faktörüHatay 'da 18 ay önce pusuya düşürülerek öldürülen Delta Petrol Ürünleri HatayDörtyol tesisleri müdürü Ömer Cemil Sanal cinayetinde perde aralanıyor. Sanal 'ın öldürülmeden önce şirket içersinde dönen karanlık ilişkileri su yüzüne çıkartan gizli arşivini ele geçiren İskenderun Cumhuriyet Başsavcısı , soruşturmayı derinleştirdi. Soruşturma sonunda daha önce tanık olarak dinlenen Delta Petrol 'ün müdürleri, Dörtyol Belediye Başkanı, Hatay emekli jandarma alay komutanı , şirketin ihale koordinatörü , cinayeti azmetirme, akaryakıt kaçakçılığı, rüşvet, resmi belgelerde sahtecilik iddialarıyla sanık sadalyesine oturabilir .KAÇAKÇILIK İNFAZI MI?Türkiye 'nin önde gelen petrol şirketlerinden olan ve George Bush 'un aile dostu olarak da tanınan Lübnan asıllı Mehmet Muhammed Habbab ait olan Delta Petrol ve Transteknik Holding 'in, Hatay Dörtyol tesisleri müdürlüğünü yapan iki çocuk babası Ömer Cemil Sanal (43) 6 Mart 2007 tarihinde iş çıkışında arabasıyla evine giderken, şirketin 2 km ötesinde ıssız bir patikaya götürüldükten sonra göğsüne ve kafasına sıkılan kurşunlarla öldürüldü. cinayetin ardından şirkette çalışan Cenk Uygur tutuklandı.Sanal 'ın ablası Deniz Yılmaz 'ın savcıya kardeşinin özel arşivlediği şirket belgelerini vermesi ile soruşturma yön değiştirdi. Sanal 'ın arşivlediği belgelerde şirketin sahibi Habbab 'ın bilgisi dahilinde şirket içinde müdürlerinden ihale koordiNATOrlüğüne, Hatay Dörtyol Belediye Başkanından, Hatay 'ın Emekli jandarma albay komutanına kadar akaryakıt kaçakçılığı, rüşvet, resmi belgelerde sahteçilik yapıldığı ortaya çıktı. Bu gelişme, Sanal 'ın şirket içersinde dönen karanlık ilişkileri bildiği için infaz edilmiş olabileceğini akla getirdi.Petrol mühendisi Ömer Cemil Sanal Temmuz 2004'te Delta Petrol Hatay terminal müdürü olarak işe başladı. O güne kadar 'Manuel sistemle' olarak adlandırılan tankerlere akaryakıt yüklemesinin çalışan işçiler tarafından yapılması sistemiyle çalışan şirkette sistem akaryakıt hırsızlığına olanak sağladığı için Sanal 'ın şirkete girince ile şirketteki suiistimalleri önlemek amacıyla tesisi manuel sistemden çıkartıp akaryakıt hırsızlığına geçit vermeyen otomatik sisteme bağladı.'EŞİM TEHDİT EDİLİYORDU'Sanal 'ın bu girişiminin bir kısım menfaat şebekeleri ile çevreleri rahatsız ettiği öne sürüldü. Sanal 'ın eşi Serpil Sanal 'ın savcılığa verdiği ifadesinde kocasının öldürülmesinde sorumlulardan birinin Hatay Dörtyol Yeşilyurt 'un AKP'li Belediye Başkanı Fatma Görgen olduğunu, başkanın kocasını tehdit etiğini belirti. Görgen'in Delta Petrol şirketinden onay gereken işlerinden maddi menfaat temin ettiğini öne süren Serpil Sanal , 'Ömer çok dürüst bir insandı ve bu yüzden menfaatçı çevrelerin gözüne batıyordu. Belediye Başkanı Gören, kocam şirkete çalışmaya başladığından beri Belediye rüşvet vermediği için şerketle çatışmalar başlamış'' diye anlattı.Eşinin öldürülmesini organize edenler arasında yer aldığı şüphesi ile yargılanan Fatma Görgen'in kardeşi Reşat Görgen hakkında da bilgi veren Serpil Sanal , 'Ablasının isteği üzerine öğrenimi müsait olmadığı halde Delta Petrol şirketine çıkar ilişkisi semerelerinden bir tanesi olan İdari İşler Müdürü görevine alınmıştı. Reşat Görgen'in referansı ile işe alınmış kişilerele işbirliği yaparak örgütsel faaliyetlerinde bulunup akaryakıt hırsızlığı yapmak için konumunu suiistimal ettiğini defalarca eşim tarafından belirtilmesine rağmen hiç kimse ilgilenmedi. Fatma Görgen tarafından şirkette yerleştirilen 33 işçinin işten çıkarılmasından Ömer 'i sorumlu tutup ölümle tehdit ettiğini eşim bana anlattı' dedi.BİLGİLER YÜKSEK VOLTAJLA YAKILDIEşinin tüm bu bilgileri bilgisayarına şifreli olarak kayıt ettiğine dikkat çeken Serpil Sanal , 'Eşimin öldürülmesinden sonra bu rüşvet ve hırsızlık belgelerinin yer aldığı işyerindeki bilgisayarın şifrelerini şirketin İdare İşler Müdürü Erkin Özçelik 'ten istediğimde, Ömer 'in odasına girdiğini bilgisayardaki bazı bilgileri sildiğini ve şifreleri değiştirdiğini söylemişti. Önceleri umursamadım ama sonradan aklım başıma geldiğinde bilgisayarında çok önemli bilgiler olduğunu düşünerek Özçelik 'ten kocamın işyerindeki bilgisayarını istedim o da bana bilgisayardaki bilgileri DVD 'ye aktarırken hard diskin arıza yaptığını ve yüksek voltaj nedeniyle yandığını söyledi' şeklinde ifade verdi.Ömer Cemil Sanal 'ın çok yakın arkadaşı Murat Gültekin 'in, kocasının ölümünden bir hafta sonra intihar ettiği haberini aldığında şok olduğunu ifade eden Sanal , Delta Petrol 'de sistematik ve devamlı olarak yapılan akaryakıt kaçakçılığının Murat tarafından da bilindiğine ve Murat 'ın bu duruma karşı çıktığını öne sürerek 'Kocam ve Murat 'ın peş peşe ölümü bir tesadüf mü' diye sordu.'HABBAB İSTİFASINI ENGELLEDİ'Kocasının ölmeden dört gün önce devamlı olarak kendisine, 'Sonum Aselsan mühendisleri gibi olmasın' dediğini belirten Serpil Sanal , 'Orada dönen tüm rüşvet çarklarını biliyordu ve işi bırakıp antalya 'da kendine ait bir iş açmak istiyordu fakat defalarca istifasını istemesine rağmen, şirket sahibi Muhammed Mehmet Habbab tarafından engellendi' dedi.Ömer Cemil Sanal 'ın ablası Deniz Yılmaz , Serpil Sanal 'da bulunan kardeşinin arşivlediği ve yakılan elektronik depolama aygıtını alıp İstanbul 'a getirdi. İstanbul 'da çözülemeyen aygıtı, yurdışında özel bir laboratuvarda çözdüren Yılmaz, bu çözümleri Dörtyol Cumhuriyet Başsavcılığı 'na delil olarak teslim etti. Kendisinin de bu belgeleri incelediğini belirten Yılmaz, belgelerde içinde transit yoluyla yapılan akaryakıt kaçakçılığını, rüşvet ve resmi belgelerde yapılan sahtecilik delilerinin yer aldığını ve buna bulaşmış tüm isimlerin de deşifre edildiğini dile getirdi. Yılmaz, Dörtyol savcısının, daha önce tanık olarak dinlediği Delta Petrol hissedarlarından Muhammed Mehmet Habbab , idari işler müdürü Metin Başar , işletme müdürü Erkin Özçelik , gümrük ve ambar müdürü Tanju Erengil, Yeşilyurt Belediye Başkanı Fatma Görgen, kardeşi Rıfat Görgen, Hatay emekli jandarma Alay Komutanı Yahya Şahin hakkında soruşturmayı derinleştirme kararı aldığını fade etti.Adaletin herkes için gerekli olduğunu vurgulayan Yılmaz, 'Yaşamımızı kâbusa çeviren, sevdiklerimizi bizden koparıp alan zorbalığa, adaletsizliğe karşı hepimizin yapması gereken insani görevler vardır. Bizim, kardeşimin öldürülmesi davasında her türlü bilgi ve tanıklığa ihtiyacımız var. Korkuyu ve karanlığı yenmek için, onurlu ve güvenli bir yaşam için insan olarak hepimize görevler düşüyor' diye konuştu.ZEYNEP KURAYKaynak: BirgünTarih: 10:33:41 26.07.2008Yorumlar1Adalet @ 12:02 26.09.2008Bu cinayeti tüm Yeşilköy ve Dörtyol biliyor, fakat bazı suç odakları tarafından tehdit edilenler, korkutulanlar ve Murat Gültekin gibi susturulanlar yüzünden susuyorlar. Ama artık onlar korkuyor çünkü yetkili makamlar bunların neler yaptığını biliyor. Ben tüm vatandaşlarımıza diyorumki artık susmayın Savcılığa, Jandarmaya bildiklerinizi anlatın.Deniz Yilmaz @ 07:39 24.09.2008Şirket müdürleri de bu cinayetin ardından bizlere aynı şeyi söylemişlerdi. Ama mahkemede inkar ettiler ve hala görüşüyorlar!!! Bu ne biçim iştir!!!!bilir emin @ 19:31 22.09.2008bu cinayet olayı ucuza arsa alıp fabrikatörlere beş misli fiyata satmaya benzemez. bu lafım yeşil köy belediye başkanınabilir emin @ 17:37 22.09.2008yeşil köy belediye başkanının bu işte kesin parmağı varMisafir @ 14:36 11.08.2008Delta Petrol Ürünleri'nin ortaklarından Muhammed Habbab'ın Ömer Cemil Sanal'ın kardeşlerinin olayı karıştırmasından büyük rahatsızlık duyduğunu, "benim kirli çamaşırlarımı karıştırmaya ne hakları var", dediğini duydum.Misafir @ 00:42 07.08.2008Ömer Cemil Sanal dürüst olup rüşvet çarklarına dur dediği için katledilmiştir. Bu cinayet bir an önce aydınlatılmalı ve orada neler olduğu kamu oyuna açıklanmalıdır. Bunun için bu konuda bilgisi olanların susmaması bildiklerini açıklaması gerekmektedir.
tarafından yazıldı: | 10-07-2008 23:06


ARŞİV Polis Adliye ÖNCE KAÇIRDILAR SONRA VURDULAR LPG firması Delta Gaz’ın Hatay’ın Dörtyol İlçesi’ndeki dolum tesislerinin İşletme Müdürü 43 yaşındaki Ömer Cemil Sanal, evine giderken kimliği henüz belirlenmeyen kişilerce otomobilinden indirilip dövüldükten sonra başından ve göğsünden vurularak öldürüldü.07 Mart 2007 Çarşamba 12:45 LPG firması Delta Gaz’ın Hatay’ın Dörtyol İlçesi’ndeki dolum tesislerinin İşletme Müdürü 43 yaşındaki Ömer Cemil Sanal, evine giderken kimliği henüz belirlenmeyen kişilerce otomobilinden indirilip dövüldükten sonra başından ve göğsünden vurularak öldürüldü. Olay, ilçeye bağlı Yeşil Beldesi yakınlarındaki dolum tesisine 200 metre mesafede, deniz kenarındaki demiryolu kavşağında dün akşam saatlerinde meydana geldi. İddiaya göre, 2 çocuk babası Ömer Cemil Sanal, 34 RK 906 plakalı otomobiliyle evine giderken kimliği belirsiz kişilerce önü kesildi. Otomobilinden indirilen Sanal, dövüldükten sonra, başından ve göğsünden tabancayla vurularak öldürüldü. Müdürün otomobilinin yanında cesedi gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen jandarma inceleme yaptı. Sanal’ın, öldürülmeden önce dövüldüğü ve ağır darbeler aldığı, ardından silahla başından ve göğsünden vurulduğu saptandı. Cenaze otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu’na gönderilirken Ömer Cemil Sanal’ın işletme müdürlüğünü yaptığı dolum tesislerinde kısa süre önce 30 işçinin işten çıkarıldığı, jandarma ve savcılığın bu yönde de araştırma yaptığı öğrenildi. Sanal ailesi sinir krizi geçirirken olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor. Gönderen: Sema Sanal 02 Ekim 2008 Perşembe Sevgili dostlar, hepinizin bayramını kutluyorum. Katillere de bir çift sözüm var vicdanınız sızlamadan uyuyabiliyormusunuz , çocuklarınıza sarılıp bayramlaşabiliyormusunuz. Sanmıyorum. Gönderen: Sema SANAL 26 Eylül 2008 Cuma Uzun zamandır buraya yazmıyorum oysa yazacak çok şey var. Ama sabır zamanı. Bugün Ömersiz geçecek ikinci Mübarek Kadir Gecesi, Bu gece tüm dualarım yine canım kardeşimle olacak. Tüm inananların Mübarek Kadir Gecesini kutluyorum. İnancımı hiç kaybetmedim. Önümüzdeki günler bu açgözlü katillerin cezalarını bulmasını Yüce Allahımdan diliyorum. Gönderen: Yorumsuz 26 Eylül 2008 Cuma İlgi duyanlar aşağıda linkini verdiğim sayfada yazılanları okusun.... bilir emin @ 19:31 22.09.2008 bu cinayet olayı ucuza arsa alıp fabrikatörlere beş misli fiyata satmaya benzemez. bu lafım yeşil köy belediye başkanına bilir emin @ 17:37 22.09.2008 yeşil köy belediye başkanının bu işte kesin parmağı var ......./http://www.porttakal.com/haber-delta-cinayetinde-gizli-arsiv-faktoru-53916.html Gönderen: Deniz Yılmaz 21 Eylül 2008 Pazar Sevgili Ömer, Nazım Usta''nın şu dizeleri ne güzel de anlatıyor sırça köşklerinde yaşayan hayatın düşmanlarını: "...Kör olmak ne iyi şeydir./Körlerdir ki yalnız kendi yürekleriyle baş başa kalırlar./Ne kimseye kendi gözlerinden verirler ne kimsenin gözlerinden alırlar. /Körlerdir ki yalnız kendi yürekleriyle baş başa kalırlar. ..." Onlar bu ülkenin sınırların dedelerimizin kanlarıyla çizildiğini unuttular Sevgili Ömer. Şimdi öfkesinden kızaran tavanın üzerinde vals yapmaya çalışıyorlar! Peki NEREYE KADAR!!!! Gönderen: İLAHİ ADALET 19 Eylül 2008 Cuma YALNIZLIK KORKUSU Sizde, sevdiğiniz eşyayı, ya da sevgiliyi yitirdiniz mi? Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün... Çünkü onlara alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir. Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken... Hep korkmaz mıyız? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı? ”Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?” endişesi. Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi? Hep yerine başka, başka hüzünlere mutluluklara bırakmaz mı? Gene ayni korkular, ayni endişeler... Peki, sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için? Biliyor musunuz? Dökülen gözyaşları sadece kendimiz için. O değere sahipken de, yitirdiğimizde de. Çünkü bizi asil korkutan, yalnızlık İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak.. Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sımsıkıca sarılmak, o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki? Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için. Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz.. Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz. Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli, doğrularımız her zaman tek doğrudur. Ya yanımızda ki insan? Onun egosu? Arzuları, özlemleri veya usandıkları... Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız? Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki? Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz? Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz. Sonuç, yalnızlık. Pek, bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri, paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar. O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz. Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi? Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku? Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır. Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen... Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki... Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır. Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur. Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın. Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin. Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar. Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü AYRILANLAR HALA SEVGILI. Gönderen: İLAHİ ADALET 16 Eylül 2008 Salı Sana olan özlemim hiç bitmeyecek..Acın gün geçtikce dağ gibi oldu be arkadaşım..Bunun üstesinden nasıl geleceğim..ANLAMSIZ BİR DÜNYA da yaşamak çok zorlaştı.. GÖTÜR BENİ GİTTİĞİN YERE Bu aşk böyle bitemez Bırakma terk etme ellerimi Atma beni ölümlere GÖTÜR BENİ GİTTİĞİN YERE Sensin ben nefes alamam Buralarda hiç duramam Tek başıma yanlız kalamam Senin kokunu özledim Hep yollarını gözlerim GÖTÜR BENİ GİTTİĞİN YERE Aşkındır beni yaşatan Beni hayata bağlayan Atma beni ölümlere Atma beni zulümlere GÖTÜR BENİ GİTTİĞİN YERE Sensiz ben nefes alamam Buralarda hiç duramam Tek başıma yanlız kalamam Senin kokunu özlerim Hep yollarını gözlerim GÖTÜR BENİ GİTTİĞİN YERE... Yeni yaşımda sana ben bu şiiri hediye ediyorum.. Gönderen: Deniz Yılmaz 06 Eylül 2008 Cumartesi Sevgili Ömer, kendi hayatımızı yaşarken; istemeden, farkına varmadan başkalarının hayatını da yaşıyoruz. Görüyoruz, hissediyoruz, tanıyoruz ve kıyaslıyoruz. İlk algılarımız oluşuyor. Ama yeterli olmuyor bu ilk duyumlar. Sonra yoğunlaşıyoruz. Her gün sabırla; biraz daha, biraz daha derken "suyun kaynama noktası" derler ya, bu noktaya geliyor bilincimiz... Hırslı insanlar vardır. Bunlar hırsları için her türlü alçaklığı yapmaktan kaçınmazlar. Bizim hırsımızdan çok farklıdır onların hırsları. Onlar bizim hırslarımızın ne olduğunu anlamaktan bile uzaktırlar. Şairin şu dizelerini duyduklarında: "Hep bir ağızdan türkü söyleyip hep beraber sulardan çekmek ağı,/demiri oya gibi işleyip hep beraber,/hep beraber sürebilmek toprağı,/ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,/yarin yanağından gayrı her şeyde/her yerde/hep beraber!/diyebilmek için.../" aptal aptal yüzüne bakarlar, "bu ne diyor?", diye. Onlar hırslarının öylesine kurbanı olmuşlardır ki; gözleri hiçbir şey görmez. Bir de ucuzcudurlar. Hem de çok ucuzcudurlar. Her yaptıkları işi ucuza kapatıp, farkı ceplerine atmaktır tek geçim kaynakları. Atalarımız boşuna söylememiş: "Pirince giderken evinde bulgurundan oldu", diye. Senin gibi bir adamı katlettirmek için ucuz katiller tutturursan, böyle olur işte...! Gönderen: İLAHİ ADALET 04 Eylül 2008 Perşembe Kendini akıllı sanan aptallar.. biraz düşünme kabiliyeti olan kişi Ömer beyin ne kadar zeki olduğunu anlamıştır.O bile bile kendine kurulmuş tuzağa gitmez..sanıyormusunuz siz Ömer bey''i ortadan kaybettiniz..Bir gün gelecek o karşımıza çıkacak..Biraz akıllı olan bunu anlar ve oturduğu yerde çiviler batmaya başlar..siz onunla oynamaya çalıştınız ama o size uzaklardan bakıyor ve ne kadar küçük olduğunuzu görüyor..ve de acizzz.. Gönderen: Deniz Yılmaz 03 Eylül 2008 Çarşamba Sevgili Ömer,su testisi su yolunda kırılır. Böyle söylemiş Atalarımız. Her gün bu bilinçle yüzüne bakıyorum evimde ve sonsuz uykuna daldığın yerde. Yaşama can veren suyu taşımak görevdir yangın yerinde. Bu suyla boy veriyor hayat! Neyse güzelim. Edebiyatı geçelim ve sadede gelelim.Meclis Akaryakıt Kaçakçılığı Raporunda bolca adı geçen ve hatta şirket hissedarlarından "..... vatan hainidir" diye adı geçen kişiye geçen hafta telefon ettim. Katlinin ardından bizlere rüşvet verir gibi verdiği vaatleri hatırlattım: Hani projesini yaptığın tesislere adını verecektin! Büstünü dikecektin! Hani çocuklarını Amerika''da kendisinin okuduğu okulda okutacaktın! Hani ... villa alacaktın!, diye sordum. Çalıştığın şirkete girdiğin günlerde çeşitli kurumlarca yapılan teftişlerde tespit edilen sayısız eksiklikleri bir kaç ay içersinde geceni gündüzüne katarak düzelttiğini hatırlattım. Ömer''in katlinden siz zarar görmediniz mi! Niye müdahil olarak davaya katılmadınız diye sordum. Aldığım cevap ne oldu biliyor musun "Siktir" ve telefon yüzüme kapandı. Ardından da dizginlenmem için en yakınlarıma emirler verildi.....Devamı var..... Gönderen: Deniz Yılmaz 01 Eylül 2008 Pazartesi Bekle Sevgili Ömer:KIYAMET SURELERİ:-I-ALÂMETLER SURESİ:Yedi kat yerin altından uğultular geliyor./Çok alâmetler belirdi, vakit tamamdır./...../Çekin ki körükleri/ocağa girdi demir./Bir ateş külçesi düştü buzların ortasına./Alâmetler belirdi, kıyamet alâmetleridir./Haberdir, erişmekte kaynayan su galeyan noktasına./N.Hikmet Gönderen: VBVB 01 Eylül 2008 Pazartesi hey,find wow power leveling click here Gönderen: İLAHİ ADALET 22 Ağustos 2008 Cuma Biliyormusun bu sabah ne oldu?Ben seni kaybettikten sonra bir senin adının başharfi birde benim ismimin baş harfini taşıyan bir kolye taşıyordum boynumda.Çok yakında, O kolyenin ucundan benim harfim düşmüş, hiç üzülmedim.Senin harfin düşseydi üzülürdüm.Dün akşam bir de baktım ki kolye koptu.Hemen senin harfin düşmesin diye avucuma aldım ve onu kağıt bir peçeteye sardım.Onu artık boynumda değil koynumda saklıyorum..Senin sevgin ilk gün nasıl sa hala aynı tazelikte devam ediyor..Yok ki benzerin.. Gönderen: İLAHİ ADALET 18 Ağustos 2008 Pazartesi Hayat çetele tutmak değildir... Hayat; Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir. Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın, kimlerin seni sevdiği de değildir. Hayat, ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir. Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir. Aslında hayat; notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir. Hayat; Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir. Kendin için neler hissettiğindir. Güven, mutluluk, şefkattir. Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır. Hayat; Kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir. Ne dediğin ve ne demek istediğindir. İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir. Her şeyden önemlisi hayatı, başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir. İşte hayat bu seçimden ibarettir. İnsanların en acizi dost edinemeyen, ondan daha acizi ise dost kaybedendir. Charles Eguone Gönderen: İLAHİ ADALET 14 Ağustos 2008 Perşembe Benim Canım Arkadaşım, bu dünyada insanlar cenneti de yaşıyor cehennemi de..Sen şimdi bizi çok uzaklardan seyrediyorsun.Biz seni göremiyoruz ama sen bizi çok net görüyorsun.Bizleri gördüğün gibi sana bu tuzağı hazırlıyanları da görüyorsun.Tüm yaradılmışlara kötü davranan ve haksızlığa uğratan bu yaratıklar sanıyorlarki kendileri ölümsüz.HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR..Bu dünya ya gelen er yada geç gidiyor..Sen seni sevenlerden çok zamansız ayrıldın..Bu kötülüklerle bezenmiş sevgisizliğin köhneleşmişliğin içinde bir şeyler yapmaya çalıştın.Ama bu birilerini rahatsız ettii.ŞİMDİ BAK..Onlar nasıl da ektiklerinin ceremesini ödemeye başladılar..Senin ölün bile onları rahatsız ettii. Gönderen: Sema Sanal 12 Ağustos 2008 Salı Hayatımda geri dönüp baktığımda, en mutlu zamanım çcukluğum, Karadeniz Ereğli de geçen yıllar gibi gelirdi. Canım Kardeşim Ömer de hayatımıza orada katılmıştı. Demek ki hiç kötülük yokmuş ki; biz dört kardeş Ömer de 1 yaşındaydı sanıyorum, Köpeğimiz Boncuk, Kuzumuz Pamuğu otlatmaya dağlara çıkardık. İnanılmaz güzellikte dağları, dereleri keşfe çıkardık. Derelerde balık tutar doğanın tadını çıkarırdık. Sanıyorum o yıllardan olsa gerek, hepimiz doğa aşığı olduk. Hiçbir zaman; Şehirler bizi mutlu etmedi.Bulduğumuz her fırsatta soluğu dağlarda alıyorduk. Ta ki Canım Kardeşim gidene kadar. Ömer le, hep beraber Karadeniz turuna çıkıp, ona anlattığım günleri, doğduğu o zaman küçük bir karadeniz kasabası olan Ereğliye gidecektik. Geçtiğimiz günler de bunu Ömersiz yaptım, İnanılmaz güzellikteki Batı Karadeniz sahillerini gezdim. Ereğliye kadar geldim. Ama yapamadım, Ereğliye giremedim. Hayatımın en mutlu yıllarını geçirdiğim O güzel kasabanın, Şimdi uzaktan görünüşü koca bir Şehir''e benzeyen Ereğlinin Kapısından gözyaşları içinde geri döndüm. Hayaller kurulduğu gibi yaşanmıyormuş. Üç kuruşa tapan Alçakların yok ettiği düşlerimi geri istiyorum. Gönderen: Sema Sanal 29 Temmuz 2008 Salı Tüm inananların Mübarek Kandilini kutluyorum. Yüca Allahım hepimizin dualarını kabul etsin. Ben İnancımı hiçbir zaman kaybetmedim. İlahi Adalet elbet yerini bulacaktır. Aşağıdaki Link İ okuyun http://www.ekoyol.com.haber/20080725/Turkiyenin-en-buyuk-dolum-tesisi-kapatılıyormu.php Gönderen: Hanife Şahin 27 Temmuz 2008 Pazar iyiki doğdun Ömer, İyiki seni tanımışım, iyiki arkadaşım olmuşsun.O gülen güzel yüzün,dinmeyen enerjin hiç silinmeyecek hafızamdan .Tüm güzel anılar için binlerce teşekkürler.Rabbim yerinde rahat ettirsin.Huzur içinde yat canım arkadaşım. Gönderen: Üşür Ölüm Bile 27 Temmuz 2008 Pazar Bir ormanda tutup onu bağladılar ağaca/Yumdu sanki gözlerini uyur gibi usulca/Bir soğuk yel eser/üşür ölüm, ölüm bile/Anlatır akan kanı beyaz sesiyle/Diz çöktüler karşısında /Sonra ateş ettiler/Parçalanan yüreğine yuva kurdu mermiler/Bir soğuk yel eser/Üşür ölüm, ölüm bile/Anlatır akan kanı beyaz sesiyle/Gelip kondu bir güvercin ellerine o gece/... Bir soğuk yel eser/Üşür ölüm, ölüm bile/Anlatır akan kanı beyaz sesiyle Gönderen: Deniz Yılmaz 27 Temmuz 2008 Pazar Sevgili Ömer, oğlunu ve kızının arasında minik Debiy''yi kucağına almış, o güzel gülüşünle bizleri dinledin hep. Bağlarbaşı''nda birlikte büyüdüğün sevgili arkadaşın da bizimle birlikteydi bugün. Neler anlatmadı ki. Çiçeklerin "iyi ki doğdun Ömer!", diyorlardı. Kırk üç yıl önceydi Ömer: Annemle babam, mavi battaniyeye sarılmış bir bebekle eve gelmişlerdi. Bir anda bütün evin neşesi olmuştun. Boncuk o zaman seni kıskanmış, bize küsmüştü. Seni sırtında taşımaya başladığında, o da seni çok sevmişti. Sen bizden hiç ayrılmadın ki!Eskisinden çok daha fazla hayatımızda yer ediyorsun .... Seni sevgiyle Öpüyorum, canım kardeşim. Gönderen: İLAHİ ADALET 27 Temmuz 2008 Pazar Canım arkadaşım,dünyam, herşeyim..Doğum gününü tüm kalbimle kutluyorum..Seni o güzel misss kokan yanaklarından özlemle öpüyorum..Sen benim kalbimde her zaman yaşayacaksın..Seni çok seviyorum ve çok özlüyorum..Lütfen artık geri dön..Nice yıllara..Eski arkadaşın Hümeyra ULUBAY. Gönderen: Sema Sanal 27 Temmuz 2008 Pazar Canım Kardeşim, şu an Ferhat Göçer dinliyorum; Bugün DOĞUMGÜNÜN yanında değilim , Bu yüzden hiç iyi değilim....... Evet Ömer; Sade, basit, sıradan hayatımı geri istiyorum. Hayata gülümseyerek baktığım o küçücük dünyamı geri istiyorum. Bir anda, sanki içine düştüğüm bu filmden çıkmak, gerçek hayatıma geri dönmek istiyorum. GERİ DÖN,GERİ DÖN , NE OLUR GERİ DÖN Özlemin dayanılmaz oldu artık, SENİ ÇOK SEVİYORUM Gönderen: Ömerseverler 26 Temmuz 2008 Cumartesi Bugünkü BİRGÜN GAZETESİ çok ilginç ve önemli tüm Ömerseverleri okumasını tavsiye ediyorum Gönderen: Sarı Kamyon 23 Temmuz 2008 Çarşamba Bu dünyada bir nesneye Yanar içim göynür özüm Yiğit iken ölenlere Gök ekini biçmiş gibi Gönderen: Sema Sanal 23 Temmuz 2008 Çarşamba 27 Temmuz Pazar günü Canım Kardeşimiz Ömer''in doğum günü, o gün onun yanında olacağız, sevdiği şarkıları söyleyeceğiz. Karacaahmet 5.ada Hostesler yolu saat 17. de bekliyoruz Gönderen: Sema Sanal 23 Temmuz 2008 Çarşamba Önerinize teşekkür ediyoruz bizde bunu hep düşünüyoruz.Sevgiler selamlar Gönderen: bir öneri 22 Temmuz 2008 Salı Arkadaşlar bu siteye yaptığınız yorumları takip eden biriyim.Bence bir internet sitesi kurabilirsiniz. mesela www.omercemilsanal.com adlı siteyi alıp buraya ömer beyin resimlerini, hayat hikayesini varsa videolarını ekleyebilirsiniz ve oluşturacağınız ziyaretçi defteriyle de yazılanları uzun süre koruyabileceğiniz bir site oluşturabilirsiniz. Hatta devam eden dava hakkında oluşan son durumları paylaşabilirsiniz. Bu nu neden söylüyorum çünkü şu an yorumlarınızı yapmış olduğunuz site istediği zaman arşivlerini kaldırabilir. yada kapanabilir. Ben burayı insanların birbirine sımsıkı sarıldığı ve acının paylaşıldığı bir ortam olarak görüyorum, bunun bir gün kesilmemesi için bu öneriyi size sunuyorum. Gönderen: Sema Sanal 18 Temmuz 2008 Cuma Evet sevgili dostlar , aynı soruları bizlerde soruyoruz ve Ömerin son gün bile yanında olduğu,borç verdiği, herşeyini paylaştığı dostları, ve bazı kişiler herşeyi biliyor ve hayasızca bilmiyoruz diyorlar, çünkü aynı çarkın içinde onlar da nemalanıyorlar.Bana geçen yıl Canım Kardeşimin Doğum günü olan aynı zamanda ilk mahkemenin olduğu gün 27 Temmuz 2007 th.de Sema Abla bak mahkeme de göreceksin, bana söylediklerinden utanacaksın diyen, herkesin bahsettiği sözüm ona en iyi arkadaşı, Ömerin onu on yıldan fazla süredir sırtında taşıdığı bir yerlere getirdiği kişi, cinayetten hemen sonra evine gitmiş ve dellilleri yok etmiştir. Ben de soruyorum neden? Evet artık bunların cevaplarını Adli Makamlar açıklayacaklar ve Adalet mutlaka yerini bulacaktır. Gönderen: Nejla Çalışkan 18 Temmuz 2008 Cuma Ömer''in katledilişinin üzerinden 16 ay geçti. Beynimi kurcalayan sorulara cevap bulamıyorum.. 1. Ömer geç vakte kadar işyerinde çalışırdı. Onu işyerinden erken ayrılmasını sağlayan kişi kim..? 2. Çok iyi araba kullanırdı, Arabası takla atmasına rağmen burnu bile kanamadan arabadan çıkan arkadaşıma kaç kişi pusu kurdu.. 3.işyerinden çıktığını pusu kuranlara kim haber verdi..? 4. Ölümünden bir hafta sonra Ömer ile bir dönem aynı yerde çalışan işçi neden intihar etti..? 5. Türkiye''nin sayılı şirketlerinden ... Terminaller müdürünün katlediliş haberi neden basında yer almadı...? 6. Ömer''in eşi cenazede ayakta duracak halde değildi. 2008 yılında Ömer''in duruşmalarına katılmadı.. NEDEN ??? 7. İhalelere neden Ömer gönderildi...?? 8. En yakın arkadaşı ölümüyle ilgili bir şey bilmediğini söylüyor, bunuda aklım almıyor.. 9. Ölümüyle ilgili bir sürü senaryolar üretiliyor. Neden? 10. Ömer son bir hafta içinde konuştuğu dostlarıns ölebileceği yolunda mesajlar verdi neden..? 11. İşçilerle arası iyi olan arkadaşımın ölümü işten çıkarılmalar yüzünden öldürüldüğü yolunda basında çıkan haberlere dönüştü ve bu haberi kim üretti..? Bu sorular cevap bulana kadar bize rahat yok ÖMER..... Gönderen: Deniz 18 Temmuz 2008 Cuma Tlf no 0539 509 07 55 Gönderen: Sema Sanal 18 Temmuz 2008 Cuma Sevgili Va..t MSN+imi uzun zaman açmadım davetinizi ekleyemedim yeniden gönderirmisiniz Gönderen: Deniz Yılmaz 17 Temmuz 2008 Perşembe Sarı kamyonuyla oynayan sarı saçlı çocuğun arkadaşı; zamanın olunca onun yerine benimle bir kahve içer misin? Tel.: 059 509 97 55 Gönderen: Sema Sanal 17 Temmuz 2008 Perşembe Sevgili Sarı Kamyon, bu satırlarda sizlerle paylaştığımız şeyler bizi hayata bağlıyor. Ömerim de inanıyorum bizi izliyor. Yazınızı okurken çok ağladım, o günlere geri döndüm Ömerin o gümlerdeki heyecanını sabahlayışlarını hatırladım. Ağladım derken sürekli duyguları bastırmanın getirdiği bir tükenişti. Demekki ağlamaya ne kadar ihtiyacım varmış. Ben hala Ömerin şaka yaptım diye geleceğini düşünüyorum. Ziyarete gittiğimde inanmıyorum Ömerin orada olduğuna. O benim hala herşeyimi paylaştığım canım kardeşim , başka bir şehirde ve birgün buluşacağız. Bu satırları bizlerle ; tertemiz duygularla paylaştığınız için sağolun. Mail adresim srm2000@hotmail.com , Size ve tüm dostlara sevgiler. Sağolun Gönderen: Sarı Kamyon 16 Temmuz 2008 Çarşamba Uzun süredir haber alamadım Ömer''den.Bir ara aramış telefonumu kaydet demişti ama ben o an kaydetmeyince unutup silmiştim.MSN de de gözükmüyor bakayım google''den şirketini bulurum dedim.Şok.Kelimenin tam anlamıyla kahroldum.Dünya başıma yıkıldı.2 gündür gözyaşım dinmiyor.Nasıl olur böyle birşey? Bu nasıl bir dünya ?Canım arkadaşım, tanıdığım çocuklarına en düşkün baba,çalışkan, yardımsever Ömer''e kim nasıl yapabilir.99 da İngilizce kursunda tanıştık Ömer''le uzun uzun dertleşirdik.Çalışırdı hep çalışırdı.Deli gibi çalışırdı.Zevkle gözleri ışıl ışıl parlardı işinden bahsederken.Bir kaç yıl sonra tekrar görüşmeye başladık.Yine çalışıyordu.Yeni projeler vardı hayatında.Hep şu proje bitsin rahatlayacam, bu bitsin rahatlayacam dedi.Hiç bitmedi projeleri hiç.Yakıt temizleme seyyar kamyonu yapacaktı.Bir kaç defa beni kamyonun yapıldı yere götürmüştü.Nasıl heyecanlı ve mutluydu kamyonun istediği hale geldiğini görünce.Bir çocuğun oyuncak kamyonuna görünce duyduğu sevinçle aynıydı.Pırıl pırıldı gözleri.Yüzünde hepimizin bildiği Ömer gülümsemesi.irtibatımız kopunca aylar sonra benzin aldığım yerden tankları Ömer''in temizlediğini duymuş içimden yaşasın başarmış demekki diye çok sevinmiştim.Canım arkadaşım kızının resmini bana ''halalarına benziyor diye gururla gösterirkenki hali, Çağrı''nın okul başarısını duyunca apar topar yanına gitmesi hepsi gözümde öyle canlıki.Tapıyordu çocuklarına.Çağrı''nın bir gün hastaneydeyken istediği bir oyuncak için geceyarısı istanbul''u nasıl talan ettiğini anlatmıştı bir keresinde.Herkesi mutlu etmek için çırpınıyordu.Ofise gelirdi. tüm arkadaşlarım onu tanıyıp çok sevdiler.şimdi hepsi çok üzgün.Hatay!a gittiğinde aramış burası çok acayip, tehlikeli bir yer demişti.Çocuklarını alıp Amerikaya gitmekti hayali.Orda üniversite okuyacaktı çocuklar.Düzenini kurduğu için mutluydu yinede.Nerden bilirdim bunlar olacak.Ah Ömer keşke uzatsaydım konuşmayı, keşke seni arasaydım.Zannediyordumki Ömer birgün istanbula yolu düşünce arar birer kahve içeriz.Hayat ne zalimmiş meğer.Canım arkadaşımın haince katledilmiş.Çok ama çok üzgünüm.Duyduğum andan itibaren çocuklarını düşünüyorum.İçim param parça.Hangi inanç, hangi çıkar duygusu, hangi iğrenç düşünce bir insanın canını almaya değer.Hayatını işine adayan bir adam. bir delikanlıydı Ömer.Hani başınız sıkışınca,arabanız bozulunca sıkılmadan arayacağınız adamlar vardır.Öyle birydi Ömer.Hep güleryüzlüydü.Hepimiz işimizi ömer gibi sahiplenip yapsak emin olun ülkemizin durumuda çok daha iyi olurdu.Umarım adalet yerini bulur, tek dileğim bu şu anda.İçim paramparça.Çok sevdiğini ve çok değer verdiğini bildiğim Sema ve Deniz ablaların işin peşini bırakmayıp, gerçeği ortaya çıkarmak konusundaki çabalarını yürekten destekliyorum.Canım arkadaşım yazsam sayfalar sürecek seninle ilgili anılarım.O kadar derinden hissediyorumki ruhunun çocuklarının etrafında olacağını.Haberim olmadı cenazene gelemedim, eğer varsa hakkım binlerce kez helal olsun.Nur içinde yat.Asla unutmayacağım.Sen benim için sarı kamyonuyla oynayan bir çocuğun ışıl ışıl gözleriyle yaşayacaksın. Gönderen: 13 Temmuz 2008 Pazar Canım arkadaşım sana olan özlemim hiç bitmeyecek..Yaşadığım her an, her yerde seni görüyorum.O kadar netsin ki, hayatta olmadığına inanamıyorum.Bu kadar ciddiyete rağmen, sanki sen bize şaka yaptın.Aniden çıkıp gelecekmişsin gibi hissediyorum.Bizlere bu acıyı tatdıranlara artık hiç bir şey demiyorum.Çünki onlar bu dünya da yaşanılan cehennem ateşi ile zaten yanıyorlar.Farkında bile değiller.Bir gün gelecek kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşecek. Gönderen: Sema Sanal 12 Temmuz 2008 Cumartesi Canım Kardeşimle geçen hafta beraberdik, nedense Ömer sen gittiğinden beri Cem Karaca nın " Alkışı Duydum, İhaneti Gördüm " sözleri hep aklımda, dilimde : o günde de beraber söyledik ve bir kere daha sana söz verdim. Acım hala çok taze ve hiçbir zaman dinmeyecek, isyanımda. Sana bunu yapan Alçaklar da hiçbir zaman huzur bulamayacaklar. Yüce Türk Adaletinden kaçamayacaklar. Evet bu arada tehdit de edildik. Oysa bir suç işlendi. Bir insan ki ,Ülkesi için canını veren, yaşasaydı topluma çevresine daha çok şey katacak bir Türk vatandaşı zorla hayattan koparıldı. Ve Biz bir şey yapsak ta yapmasakta bu Ulusal bir Kamu Davasıdır ve Bu suç Yüce Türk Milleti adına görülecek ve Suçlular elbetteki cezasını bulacaktır. Bizler de şu an seyirciyiz. Bu suçu işleyenler bir insanın canına kastetmişlerdir ve bu suçun cezasını çekeceklerdir. Bu bizim acımızı asla hafifletmeyecektir. Bizden çaldıklarını da asla geri veremeyecektir. Ama Adalet yerini bulacaktır. Suç işlemek bu kadar kolay asla olmamalıdır. Bu arada bize destek veren arkamızda olan acımızı paylaşan herkese de teşekkürü bir borç biliyoruz, bazı dostların dediği gibi bu olay onların da başına gelebilirdi, Ama eminimki Yüce Türk Adaleti bu olaylara dur diyecek aydınlık yarınlara, bizim acımız bir vesile olacaktır. Gönderen: İLAHİ ADALET 07 Temmuz 2008 Pazartesi Hayattan ne öğrendim? Ağır bir ÖSS sorusu gibiydi Esquire dergisininki... ''Hayattan ne öğrendiniz?'' Verilen süre içinde aklıma gelenleri aşağıda yazdım. Yanlışların doğruları götürmeyeceğini umuyorum: * * * Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım. Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum. Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi... Ağladım. * * * Yaşamayı öğrendim. Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim. * * * Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla... Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim... * * * İnsanı öğrendim. Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu... Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim. * * * Sevmeyi öğrendim. Sonra güvenmeyi... Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim. * * * İnsan tenini öğrendim. Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu... Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim. * * * Evreni öğrendim. Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim. * * * Ekmeği öğrendim. Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini... Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim. * * * Okumayı öğrendim. Kendime yazıyı öğrettim sonra... Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana... * * * Gitmeyi öğrendim. Sonra dayanamayıp dönmeyi... Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi... * * * Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta... Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım. Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım. * * * Düşünmeyi öğrendim. Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim. Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim. * * * Namusun önemini öğrendim evde... Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim. * * * Gerçeği öğrendim bir gün... Ve gerçeğin acı olduğunu... Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim. * * * Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim Can Dündar. Gönderen: İLAHİ ADALET 01 Temmuz 2008 Salı Eğer ; O''nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... O''nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O''nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain... sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O''ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa, ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa... dünyanın en güzel yeri O''nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse... hayat O''nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O''nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar... her şiirde anlatılan O''ysa... her filmin kahramanı O... her roman O''ndan söz ediyor, her çiçek O''nu açıyorsa... bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa... iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa... eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O''nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız... mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O''na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız... kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü... özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu... hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız... O''nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse... gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O''nun yüzü suyu hürmetine... uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa... dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa... Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla... ...o halde bugün sizin gününüz!.. "Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz. Can Dündar Gönderen: Deniz Yılmaz 01 Temmuz 2008 Salı Sevgili Ömer,yargı bağımsızlığı ulusal bağımsızlığın en temel unsuruysa, bekle O GÜN gelecek. Gönderen: Nejla Çalışkan 29 Haziran 2008 Pazar Para ile tek satın alınamıyan şey insanın onuru ve kişiliğidir. Eğer hükmedemez iseniz fikirleriniz ile susturamadığınız kişiyi kaba kuvvetle susturursunuz..Etrafındaki sülükleri satın almak çok kolaydır. Ömer yaşarken söylediğin şeyler acı birer gerçek oldu. '' Bunlar var ya bunlar..! para için her şeyi yaparlar '' demiştin. Oysa sen onları her düştüklerinde ellerinden tutup kaldırmıştın.. Onlar ruhlarını daha önceden şeytana sattıkları için , yaptıklarının yanlış olduğunu göremeyecek kadar kör olmuşlar.. Gönderen: İLAHİ ADALET.. 28 Haziran 2008 Cumartesi Kutsal diye nitelendirdiğim, sana karşı olan büyük sevgimin altında,hala içim buruk.Bu duyguyu anlatmak için türkçede kelimeler yetersiz.Sen ölmedin, ölmeyeceksin.Seni ömrümün sonuna kadar içimde muhafaza edeceğim ve unutmayacağım. Yüzün bazen gözümün önüne geldiğinde gülüyorum.Çünki sen gülmeyi de güldürmeyi de seversin.Sen harika bi insansın.Sen hala sesini kulaklarımda hissettiğim ve bu sesi duyarken içi titreyen sevdiceğimsin benim.Dedim ya ölmedin sen.. Gönderen: İLAHİ ADALET 26 Haziran 2008 Perşembe Gülen yüzünde güller açmalıydı Gözlerinde beni okumalıydım Gamzelerinde kaybolmalıydım Benim yarim olmalıydın Beni şiirlerinde değil Rüyalarında hecelemeliydin Mavi bulutlarda uçan Uçurtmaların kanadına Değil kalbine yazmalıydın Pisiden korkan tırsık çocuk gibi Kaçmamalıydın Benim olmalıydın Sen koklamaya kıyamadığım gülsün Yeter naz ettiğin sevdiğim N’ olur şu yüzün biraz gülsün Sen yaşamaya doyamadığım ömürsün Yeter beklettiğin sevdiğim Gel artık, ocağımız tütsün Gel sevdiğim, yalnızlığı unutalım Hakkımız değil mi Gel sevdiğim, biz de mutlu olalım yetmezse daha sı var bekleyeceğim.. uzak ufuklarda demleyeceğim sevdamı yitik hayallerimin üzerini örterek sevda adlı şiirler yazacağım sana bekleyeceğim..diyeceğim her mısranın sonunda.. ..umudumun önsözü bu olsa gerek ...bekleyeceğim ne güzel seni görmek ve ne güzel seni bulmak hasretin yamaçlarında tan yerinden beklemek seni özlemle... ufkun güneş ışıklarıyla perdelerinin aralandığı yırtıp atmak olmazları,yok demeleri hicrana yüz tutmuş yüreğinde filizlenmek kabinin derinliklerinden yeşermek seni bende bulmak ve seni sende sevmek... Git bile demedim sana.. Gittin hemen.. Ne olurdu biraz daha kalsan.. Seviyorum desem sana.. Ne olurdu .. Kal diyecek gücü verseydin bana.. Ellerimden tutsan bırakma beni desen ne olurdu.. Ben diyemedim sana sen deseydin keşke.. Gitme bile diyemedim sana.. Ellerim tutuldu dilim bağlandı.. Dur son bir defa bakayım deseydim kara gözlerine.. Gözlerinin karalığına.. Kal bile diyemedim.. Sil bile.. Silsen bile, bilemedin.. Bilsen göremedin gözlerimdeki seni Kal dememi duyamadın.. Dur deyişimi.. Oysa içimde fırtınalar kopuyor hala.. Dur gitme diye bağırıyor hücrelerim.. Dur.. Dedim.. Gitme.. Dedim.. Duymadın.. Gittin.. Sensizliğin ayazında üşüyorum Bilmem ulaştı mı haber güvercinlerim, Camını tıklattılar mı? Yolladığım gonca güller Nefesin değip de açıldılar mı? Yoksa benden bi haber Teker teker soldular mı? Umutlarım tohum misali toprağa düştü Yeşertebilir misin yeniden bilmiyorum. Oysa ki tebessümün yeter Karlar erir , çağlayanlar akar. Ve güneş doğar sensiz sabahlarıma. Tebessümden mahrum eyleme ki Sensin benim havam, suyum, her şeyim… Kulağın ver esen rüzgarlara Bil ki;benim nağmelerimi fısıldamakta Kokunu ver Elçi rüzgarlara Seni taşısın sensiz baharlara Seni özlüyorum Sensizliğin ayazında üşüyorum Gönderen: Sema Sanal 20 Haziran 2008 Cuma Canım Kardeşimi katledenlere soruyorum, Ondan çaldığınız hayatını, Çocuklarından çaldığınız geleceklerini, Güvenle sığınacakları Baba Kucağını, Bizlerden çaldığınız yaşama sevincini, mutluluğumuzu, umutlarımızı geri verebilirmisiniz????? Söyleyin. Gönderen: Sema Sanal 15 Haziran 2008 Pazar Bugün gözyaşlarımı, içimdeki acıyı durduramıyorum, Canım Kardeşim çocuklarına sarılamadı, onlarda babalarına sarılamadı, Gönderen: Sema Sanal 15 Haziran 2008 Pazar Yaklaşık 15 aydır telefonlarım dinleniyor, Maillerim hackleniyor. Yani kısaca Anayasal haklarıma saldırılıyor. Bazen evde otururken cep telefonum çalıyor bakıyorum ev arıyor. Düşünün eviniz sizi arıyor sizin iradeniz dışında veya annem arıyor aramışsın diyor veya mesaj atmışsın ama boş diyor. Konuşurken belli kişilerle ses gidip geliyor. Yani illegal olarak maillerim çalınıyor haberleşme özgürlüğüm sadırıya uğruyor. Gerekli yasal mercilere hertürlü yasal başvurumu yaptım. Buradan da kamuya açık suç duyurusunda bulunuyorum. Gönderen: Deniz Yılmaz 14 Haziran 2008 Cumartesi Sevgili Ömer, 26 Şubat 2007 gecesi arşivlediğin bilgiler başta Kamu Davası''nı yürüten makam olmak üzere, ülkesine sahip çıkan onurlu insanların elinde. Ve bu dava artık sevgili Ülkemin ONUR davası oldu. Çocuklarımıza güzel günler bırakmanın bedeli ne ise onu ödemeye hazır olduğumuzu elleri, beyinleri, ruhları satılmış hainler bilsin ve bundan rahatsız olmasınlar. Seni seviyoruz. Yalnız değilsin. Ablan. Gönderen: Sema Sanal 12 Haziran 2008 Perşembe Ömer 23 yaşında gencecik bir mühendis olarak Batman''a , Adyaman Kahta dağlarında terörün en yoğun olduğu zamanlarda petrol ararken oradalarda karavanın içinde yatıp kalkıyordu.Yani öyle kolay Ömer Bey olmadı, O zamanlarda demiştiki arama esnasında takım sıkıştımı kuyu kapatılıyor beton dökülüyor. Ve bir sondaj takımının çok pahalı olduğunu söylemişti. Ve sonunda kamyonlarla vinç yapıp sıkışan takımları çıkarmış, Ülkesinin her kuruşunun önemini çevresine göstermişti. O günleri beraber yaşadığı her zaman özlemle bahsettiği o günlerdeki çok sevdiği arkadaşlarından hiç kopmamıştı. İçlerinde çok sevdiği bir arkadaşının arkasından yaptığı şu yorum bizleri çok üzdü. Keşke o kadar da dürüst olmasaydı. Tabiki herkesin hayata baktığı pencere farklıdır. Kınamıyoruzda. Ama Canım Kardeşim Ölümüyle bile Ülkesine katkıda bulundu birçok yanlışa dur dedi. Canım Kardeşim mekanın cennet olsun tüm dualarım her dakika seninle.Geçen duruşmada bir tanık, işçi çıkartmayla ilgili olarak Ömeri 2 mart ta aradığını kabul etti ve yazık değilmi işçilere demiş, oysa herkes biliyorki işçi çıkartmayla Ömerin hiç bir ilgisi yoktu, yönetimin aldığı bir karar olup, bu listeyi yapan de işletme yetkilisidir. Ömer herkesin bildiği gibi teknik elemandı. Bu konuda da Ömerin tavrı; sabredilmesi taşeron firmalar geldiğinde işçilerini oralara yerleştirmekti. Bu tip spekülasyonlar lütfen artık son bulsun ve tüm gerçekler söylensin. Gönderen: Nejla Çalışkan 10 Haziran 2008 Salı Sevgili Ömer sen eğri cetvelle doğru çizgi çizilemeyeceğini söylediğin için katledildin. Seni çok özlüyorum canım arkadaşım.. Gönderen: Sema Sanal 04 Haziran 2008 Çarşamba Canım kardeşim bugün oğlunun çok başarılı olduğunu duydum ve senin yerine de gurur duydum. Ömerim çocuklarınla her zaman gurur duyardın şimdi de gözün arkada kalmasın onlar her zaman senin evlatların olduklarını ispatlayacaklar. Seni çok özledim Gönderen: Deniz Yılmaz 03 Haziran 2008 Salı Sevgili Ömer, bunu daha önce de yazmıştım. Seni katlettiren alçaklara bu lafı bir daha hatırlatma ihtiyacı duyuyorum. Her Kutsal Kitabı ulaşılmaz kılan ruhsal arınmayı öne çıkartması değil mi? "... Örtülü olup da açığa çıkarılmayacak, gizli olup da bilinmeyecek hiçbir şey yoktur. Bunun için karanlıkta söylediğiniz her söz, gün ışığında da duyulacak, kapalı kapılar ardında kulağa fısıldadıklarınız damlardan duyurulacaktır." Luka İncili 12. 1.3/ Evet, gizli kapılar ardında kulaklara fısıldananlar artık damlardan duyulmaya başlandı bile. Rahat uyu Sevgili Kardeşim. Bu Ülke onurlu insanlanlara aittir. Gönderen: İLAHİ ADALET 30 Mayıs 2008 Cuma CENNETİM OLUR MUSUN? Elini tutsam, dünyanın öbür ucuna benimle birlikte gelir misin? bekle desem, dünyanın bir ucunda beni bekler misin? Denizimde fırtınalar çıktığında limanım olur musun? karanlık bastırdığında deniz fenerim, hava açınca yıldızlarım olur musun; bulutlar göğü kapladığında pusulam? Mihengim, turnusol kağıdım olur musun? yüreğimin suyu bulandıkça onu durultacak iksirim? Kapılar kapandığında kapım, yollar aşındığı vakit yolum, saklanmak istesem duvarım olur musun? özgürlüğüm ve mapusanem? Üşürsem evim olur musun? yorganım, ana kucağım? çölümde vaha olur musun? vahamda hurma ağacım? Dağın tavşanı, çölün ceylanı, gecenin hayalleri bağrına bastığı gibi beni bağrına basar mısın? şak şak yarılsa bile gökten umudunu kesmeyen kıraç tarlalar gibi umut bağlar mısın bana? gitmek istersem kanatlarım olur musun? kalmak istersem ayağımda prangam? Hurilerim olur musun? kudret helvam ve bıldırcınım? soğanda sarımsakta gözüm yok, tih çölü sürgününde gözüm yok. ateş almaya gidersem, kırk vakit sonra dönsem bile aynı yerde beni bekliyor olur musun? Kavmim beni terk ederse ve ben kavmimden kaçarsam, bir kez arkana bakmadan arkamdan gelir misin? Ot bitmeyen bir vadide yalnızca Allah (c.c)''a emanet edip gidersem, sen de beni kınamaksızın O''na güvenir ve sa''y eder misin? Ümidimi kaybettiğim anda ümidim, neş''emi kaybettiğim zamanlarda coşkum, kalbim işgale uğrarsa halaskârım ve rehberim olur musun? Arkadaşım, yoldaşım, sırdaşım, enîsim, huzûrum, sürûrum, nûrum, zînetim, nîmetim, cennetim olur musun? -------------------------------------------------------------------------------- Gönderen: Sema Sanal 28 Mayıs 2008 Çarşamba Evet 30 mayıs cuma günü mahkeme devam ediyor, bu da Ülkemizin kanayan bir yarası, Binlerce dosya ve geciken adalet. Bunun ne kadar yıkıcı olduğunu başımıza gelince anladım. Hernedense hepimiz Ülkemizin sorunları konusunda zaman zaman ahkam keser sonra unuturuz. Ta ki Başımıza gelene kadar. Ben de bugüne kadar öyleymişim meğer. Şu an uzayan mahkeme sürecinde her ay yeniden bir hafta öncesinden acım tazeleniyor ve giderek büyüyor.Ama bu arada gerçek suçluların, halen dışarıda olması sadece aile olarak bizi değil, artık tüm Kamuoyuna malolmuş olan bu olay Kamuoyunun da vicdanını rahatsız etmektedir.. Gönderen: Deniz Yılmaz 28 Mayıs 2008 Çarşamba 30 Mayıs Cuma günü İskenderun Ağır Ceza mahkemesinde Sevgili Kardeşim Ömer Cemil Sanal''ın duruşmasına devam edilecek. Duruşma günü oradayım. Ne yaparsam yapayım, kardeşimi geri getiremeyeceğimin bilincinde olmakla birlikte, bu cinayeti işleten karanlık güç odaklarına ilişkin en küçük bir bilginin bile, sevgili ÜLKEM''in kaderini değiştireceğinden eminim. İsteyen beni 0539 509 97 55 numaralı telefonumdan arayabilir. Gönderen: Deniz Yılmaz 22 Mayıs 2008 Perşembe S7''beye, duyarlılığınız karşısında size saygı duyuyorum. Beni ya da kızkardeşimi bulmak istediğinizde bu sayfada hotmail adresimizden bizi bulabilirsiniz. Sağlıcakla kalınız! Gönderen: S7 20 Mayıs 2008 Salı Sevgili Sema ve Deniz Ablalarım. "Abla" diyorum çünkü 36 yaşındayım. Rahmetli Ömer Cemil kardeşim (inşallah) cennete gittiğinde 43 yaşındaymış. Ben 2 tane yorum yazmıştım. İlkinde de çok öenmli şeyler yoktu, gene üzüntülerimi vs belirtiyordum. Bir de neden ismimi yazmadığımı (Tamamen kişisel. Daha önce internette başıma gelen bir tatsızlık yüzünden). Gazeteleri karıştırıyor olabilirim? Yaklaşık 1-1,5 ay önceydi. Şirkette iki arkadaşım konuşurken kulak misafiri olmuştum. Ömer''in bilgisayar kayıtlarına ulaşıldığını yazıyormuş. Benim çalıştığım Şirket de bir nevi enerji şirketi. Ama lütfen tüm kalbinizle samimiyetime inanın: Ben ne konudan haberdim, ne de Ömer''i tanırım. Yaklaşık 3 senedir de sektörden bihaberdim. O arkadaşlarım konuyu biliyorlarmış. Ama inanın, dışardan bir insan ne bilirse o kadar biliyorlar ( şimdi yorumları vs okuyunca anlıyorum ). Sizleri hiç tanımıyorum. Ömer''i de hiç tanımadım. Ama tanımak isterdim. Acınızı anlamaya ve yapabildiğim kadarı ile paylaşmaya çalışıyorum. Bir de böyle ukala ukala yazdığım ilk yorumumla kırdığım büyük pottan dolayı affedin. Ben burada yapılan yorumlardan, yazdıklarınızdan üç aşağı beş yukarı bu olayın neden yapılmış olabileceğini anladım. Ben bu kadarcık yazıya bakarak anladım, umarım Yüce Türk adaleti elindeki onlarca delile bakarak anlar. Böyle acaip şeyler yurt dışında olsa Başbakan gider, ülke sallanır, vs. Herhalde bir bizde bir de Uganda''da bir şey olmuyordur. Sizleri hiç tanımasam da çok seviyorum. Ellerinizden öpüyorum. Kısmet olursa bir gün ziyaretinize de gelmek isterim. Zaman acınızı hiç unutturmayacak, sadece küllendirecek. Peygamber Efendimizin sabrı yanınızda olsun... Gönderen: Deniz Yılmaz 20 Mayıs 2008 Salı S7-Murat bey''e teşekkürü borç bilirim. Bu arada yazdıklarınızda bazı konular dikkatimi çekti. Bunları herkese açık yazamayacağım için aşağıdaki hotmail adresime davetiye göndermenizi rica ederim. Saygılarımla. telos14@hotmail.com Gönderen: Sema Sanal 20 Mayıs 2008 Salı Sevgili S7, yazınıza, dualarınıza teşekkürler, bahsettiğiniz 2.yorumunuzu ve vatan gazetesinde bahsettiğiniz haberi göremedim. Detay verirseniz sevinirim. Vatan gzt. sinin tüm arşivine baktım. Evet bu bizim acımız ve çok büyük ama çok acıdır ki , bu acıyı ilk yaşayan veya son yaşayan biz olmayacağız. Temiz toplum, aydınlık ,dürüst günler umudum. Hepimiz ülkemize sahip çıkalım ki çocuklarımıza bırakabileceğimiz yarınlar olsun. Gönderen: İLAHİ ADALET 19 Mayıs 2008 Pazartesi Canım arkadaşım,dostum,kardeşim,anam,babam,sevdiğim, herşeyim; dün gece seni rüyamda gördüm.Genelde çok sıkıntılı, işin içinden çıkamıyacağım zamanlar da seni rüyamda görüyorum.Dün de öyle bir gündü.Sanki çok yakınımda imişsin gibi geldi bana..Seni görmek rüyada bile olsa güzel.Biraz olsa da özlemim bir nebze de olsa azaldı..seni özledim ben, çok hem de çok.... Gönderen: S7 18 Mayıs 2008 Pazar Sanal Ailesi''ne, ilk yazdığım yorumumla Sizleri biraz dahi üzdüysem beni lütfen affedin. Bunun dışında yazıdğım 2. yorumla açıklamaya çalıştım ama umarım hem bunu da hem de onu da yayımlarlar. 3 - 4 yorum okuyup dürüstlük damarım (!) tutmuş. Doğruyu anlamaya çalışmıştım ama... Şimdi okuyabildiğim kadarı ile tüm yazılanları okumaya çalıştım ama ağlamadan mümkün olmuyor. Bir yerde bıraktım artık. Hiç tanımadığım, resminden gördüğüm kadarı ile çok yakışıklı, yorumlardan okuduğum kadarı ile Ülkemizin aşığı Ömer Cemil Saran kardeşime Allahtan rahmet diliyorum. İsmini aldığı dedeleri ile aynı yerdedir (cennet) umarım. Elleri kanlı, terör örgütü paravanı, kanlı paraları ile mutlu olacağını sanan aşağılık kişilere ise Allah''u Teala''nın hem bu dünyada hem de ahirette gazabını göstermesini diliyorum. Mekanın Cennet olsun Ömer Kardeşim. Hz. Peygambere komşu olasın...Sevgilerimle, -Murat Gönderen: Sema Sanal 14 Mayıs 2008 Çarşamba S7 rumuzlu kişiye, bizlere üzüldüğünüz için sağolun, ama açıkça söyleyin dediğiniz konularda ilk önce siz açık olun isminizi koyun. Parfüm hikayesine gelince onu yazan dost hikayesinde bir gönderme yapıyor, bence o masalda takılacağınız konu bir takım talepler cümlesi olmalı, o dost orada o hanıma yaptığı şeylerin birçok kişice bilindiği göndermesi yapıyor.Mahkeme devam ediyor izleyin görün. Gönderen: Deniz Yılmaz 13 Mayıs 2008 Salı ONURLU OLMAK, BEDEL ÖDEMEKTİR! İnsanın kendisine olan saygısıdır onurlu olmak. Sevgili Ömer yaşamı boyunca bedeller ödeyerek biryerlere geldi. ONURUYL. Bileğinin ve bilgisinin gücüyle yarattı her şeyini. Kendisine bedava bir yaşam kurumadı Ömer. Onurlu olmak; en başta insanın kirlenmesine karşı çıkmaktır. Bildiği gerçekler karşısında susmamaktır, BEDEL ödesen bile! Ülkeni soyan insanlıktan çıkmış karanlık güç odaklarına DUR! demektir, BEDEL ödesen bile! ONURLU olmak, ne rüşvet ödemektir, ne almak ..... lar gibi. ONURLU olmak; hayali ihracatlarla KAMUNUN malını çalmamaktır, bu hırsızlığı yapanların ARACISI olmamaktır. İNSAN olma özelliklerini çoktan yitirmiş pisliklerin karşısında boyun eğmemektir. YURT EDİNDİĞİN TOPRAKLARA sahip çıkmaktır, yaşamı güzelleştiren herşeyi sevmektir. Ne acıdır ki "ÜLKEM" diye sevdiğim bu topraklar, insanıyla, havasıyla, suyuyla birlikte belli odaklar tarafından her saniye kirletilerek yok ediliyor. Ülke nüfusunun birçoğu insan olmakla olmamanın sınırında yaşıyor. Bir silkinse yeniden kavuşacak onuruna. Önemli olan ilk adımı atmaktır. BEDEL ÖDEMEKTEN KORKMA! ÖDENEN BEDELLERLE GÜZELLEŞİR HER ŞEY! Gönderen: S7 12 Mayıs 2008 Pazartesi Ömer Sanal ismini geçenlerde Vatan Gazetesi''nde okudum. Delta Petrol''ün sahiplerinin telefon kayıtları mı ne inceleniyormuş? Anlamadığım, neden hep üstü kapalı, imalı yazışıyorsunuz? Bu işin doğrusu ne? Neden açık açık yazmıyorsunuz? "Kardeşim,Arkadaşım,etc. öldürüldü. Çünkü ben böyle düşünüyorum" demiyorsunuz. Dışardan 3. bir kişi olarak ( konu ile ilgili hiçbir bilgisi olmayan ) bu mesajları okuyunca a- İşle ilgili galiba? b-Kadın cianyeti galiba? ( bir parfüm hikayesi var da, anlamadım?) c-İşten çıkartılanlardan birinin cinayeti galiba? diye düşünüyor. Bence neyi ima ediyorsanız net bir şekilde söyleyin. Neden öldürüldü bu adam kardeşim? Siz de bir şeylerden mi korkuyorsunuz ( hepimiz insanız, normaldir )? Sema Sanal''a, İlahi Adalet''e,Nejla Çalışkan ve Deniz Yılmaz''a çok üzüldüm. Çocuklarına da çok üzüldüm. Allah büyük sabır versin... Gönderen: Sema Sanal 12 Mayıs 2008 Pazartesi Günler, aylar derken yıl geçiyor. Ömer acım gitgide büyüyor. Hayatın bu kadar acımasız, kötülük dolu olduğunu öğrenmek beni çok yıprattı. Biz hep çocukluğumuzdan beri gelecek için umutları olan içinde kötülük hiç olmayan bir dünya kurmuştuk. Son konuşmamızda yine hayallerimizdi. Sana daha on senen var koşucak demiştim. Ondan sonra da biraz kendin için yaşa demiştim. Sen hiç kendin için yaşayamadın. Son konuşmamızda bana söylediklerinin içinde bu kadar büyük bir canilik olduğunu göremediğim, seni koruyamadığım için kahroluyorum. Canım kardeşim seni çok seviyorum. Gönderen: İLAHİ ADALET 05 Mayıs 2008 Pazartesi Benim güzel yüzlü, aydınlık gülüşlü arkadaşım; Dünya''ya gelişin ve yaşayışın, tüm Türkiye için bir faydaydı.Sen ve senin gibi değerlerin yok edilme çabası çok kısa sürdü.KENDİNİ AKILLI SANAN APTALLAR, birilerini yoketmekle herşeyi çözeceğini sandılar..Aslında bilmiyorlar ki; karanlık günler onlar için yeni başlıyor.Bu öyle bir karanlık ki, debelendikçe içine batacaklar ve yok olacaklar.. YOKLUĞUN ÇOK KÖTÜYMÜŞ MEĞER..Ben bunu yeni yeni anlıyorum ve bir türlü de alışamıyorum..Allah''ım bizlere yardım et.. Gönderen: Sema Sanal 04 Mayıs 2008 Pazar Canım Kardeşim, Seni özledim. Gönderen: Deniz Yılmaz 02 Mayıs 2008 Cuma Bekle Sevgili Ömer, güzel günler göreceğiz, güneşli günler, motorları maviliklere süreceğiz .... Seni seviyoruz Gönderen: Deniz Yılmaz 18 Nisan 2008 Cuma Sevgili Ömer, haberler devam ediyor: Dördüncü Vals; A ve B planları tutmadı. Parlak ataklarla gösteri yapsak nasıl olur acaba? Gönderen: İLAHİ ADALET 16 Nisan 2008 Çarşamba Bazen aklıma geliyorsun.Normal hayatımızın akışında.Nasıl oluyor bilmiyorum.Kokun burnuma geliyor.Missss gibi..Sonra sesini duyuyorum.Hani şu genizden gelen sesin yok mu?Evet onu duyuyorum..Sonra kendime diyorum ki-sen ağlama, dayanamam.ağlama göz bebeğim, sana kıyamam- Sezen''in şarkısı yok mu o aklıma geliyor.Yaşarken de sana hasrettim, şimdi hep hasretim.Ben senin sevgini içimde hep bir sır gibi sakladım.Bu öyle bir duygu ki, hep kaybetmekle kazanmak arasında kalmak gibi...Seni çok özlediğim zaman da mutlaka rüyamda görüyorum..İşde İLAHİ ADALET de bu.. Gönderen: Sema Sanal 13 Nisan 2008 Pazar Mahkeme gününden beri düşünüyorum, gerçekleri doğruları söylemeyenler ;acaba bunların insani, duyguları vijdanları varmı. Akşam yataklarına yatıp uyuyabiliyorlarmı? Ömer hayatı boyunca çevresine karşı hep verici olmuş, dürüstlükten doğruluktan hiç ayrılmamış birisiydi. Ve daha çok genç ve mesleğinin zirvesindeydi. İş konusunda tüm camiayla herzaman bildiklerini paylaşırdı. Çalıştığı iş yerine kendininmiş gibi sahip çıkar hiçbir usulsüzlüğe göz yummazdı. Kendisi ve çocukları için çok büyük hayalleri vardı.2 '' mart tarihindeki konuşmamızda hep çocuklarından bahsetmişti. Ben bu katil ve azmettiricilere soruyorum. Kendi çocuklarınızın geleceğini düşünürken, onları severken hiç Ömerin çocukları aklınıza geliyormu. Ömerin hakkı olan 2006 yılına ait primleri çocuklarına ödenmedi, Ömerin geleceği çok parlaktı çocuklarına çok iyi bir eğitim aldırmak tüm rüyasıydı. Ömerin Hayatını çalanlar, aynı zamanda çocuklarının geleceğini mutluluğunu çalanlar bu suça ortak olanlar nasıl uyku uyuyorsunuz? Biz ailece o günden beri yaşam tutkumuzu, mutluluğumuzu hayattan zevk almayı unuttuk. Başkasının başına geldiğinde insan ah ah, vah vah diyor, beş dakika sonra unutup kendi hayatına devam ediyor. Ama başına gelince insan anlıyorki hiç te öyle değilmiş. Lütfen biraz empati yapın. Tabi insani duygularınız varsa........ Gönderen: Deniz Yılmaz 07 Nisan 2008 Pazartesi Sevgili Ömer, bizlere veda ettikten sonra yaşananların kısa bir özeti: 1. Vals; Ömer bizim özkardeşimizdi. Bu cinayeti işletenler ....... dır. En yakın zamanda ortaya çıkartacağız. Ömer''in anısına projesini yapmış olduğu tesislere adını vereceğiz ve heykelini yaptırtacağız. İkinci Vals; Ömer''in ablalarının bizim kirli çamaşırlarımızı karıştırmaya ne hakları var. 3. Vals; Görmedim, duymadım, haberim yok efendim. 3. Vals heyecanla bekleniyor. Gönderen: Sema Sanal 07 Nisan 2008 Pazartesi Ben bugün buradan Kamuya açık olarak şunu söylemek istiyorum. Mahkeme de bazı kişiler beni sormuş. Ben ve ablam Deniz bugüne kadar doğru bildiğimizi açık yüreklilikle her düşünce ve bilgimizi Kişilerin yüzüne söyledik ve altına imzamızı attık. Altında adımız ve imzamız olmayan hiçbirşey bizlere ait değildir. İnsanlar dürüst ise altına imza koyarlar ve bizde öyle yaptık. Bilmem bazı kişilerin merakı gittimi, eğer gitmediyse bu sayfalara mail adresimide yazdım. Merak ettiklerini sorabilirler. Gönderen: İLAHİ ADALET. 04 Nisan 2008 Cuma Benim canım arkadaşım, bu sayfaya yazı yazarken ilk defa ellerim titriyor.Evet Sema ablanın da dediği gibi bugün senin İskenderun Ağır ceza da mahkemen var.Sana uzanan kanlı eller hesap verecek.Hangi yüzle oralara çıkıyorlar, neyin haklılığını tartışıyorlar, anlamak mümkün değil.Anlamak için onlar gibi acımasız, onlar gibi yapay gerçek olmayan değerlere kıymet verir olmak lazım.Hiç bir kuvvet bir şey yapılmışsa yapılmamış gibi gösteremez.Bunların başında VİCDAN gelir.Her şey yapılmamış gibi gösterilse bile bir gün VİCDAN''ıyla kişi başbaşa kaldığında çok geç olabilir.Benim güzel ve mert arkadaşım..artık tahammül denilen kavramı yitirmeye başladım.Dün akşam bu günü düşünerek uyudum.Ben beddua etmesini çok bilmem.Ama canım çok yanıyor.Mutlaka bunun sonucu karşı tarafa iyi gelmiyecek.Çünkü bir çok kişiyi arkanda bıraktın.Bu insanların ahını almak iyi değildir.O kişilere iyi gelmiyecek.Bu gece rüyamda sana uzanan kirli elleri resmen gördüm ben.O nun için buradan sesleniyorum; diyorum ki, GEL KARDEŞİM DOĞRUYU SÖYLE..Çünki sustukca hakikaten sıra sana gelecek. Gönderen: Sema Sanal 03 Nisan 2008 Perşembe Yarın İskenderun ağır cezada mahkeme var herkesi davet ediyorum. Gönderen: Nejla Çalışkan 30 Mart 2008 Pazar Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... Can YüceL Gönderen: Sema Sanal 24 Mart 2008 Pazartesi Canım Kardeşim, günlerdir gazeteler TV''ler çetelerden bahsediyor. Sayın Başbakanımız tüm çeteler çökertilecektir diyor. Umudum seni katleden Çeteyi''de manşetlerde görmek. Gönderen: Deniz Yılmaz 22 Mart 2008 Cumartesi Sevgili Ömer, "Tilki Daha O zaman Avcıydı". Biz avcı olmasını öğrenemedik ve öğrenmeyeceğiz de. Bırak beklesinler pusularında. Belli mi olur, belki de kazdıkları kuyuya kendileri düşerler! Onlar birbirlerinin yüzlerine güler, "dostum" dediklerinin arkasından kuyu kazarlar. Bırak, onlar binbir sahtekârlıklarına devam etsinler. İnsan yaptıklarıyla insandır. Gerinde ne bıraktıysan oysun. Doğa, kendisini tahrip edenlerden öcünü aldığı gibi, İnsan olma bilinciyle yolunda yürüyenler de seni katlttiren alçaklardan öcünü almasını bilir. Sen olmasan da, ben olmasamda bu yürüyüş devam eder. Gönderen: Sema Sanal 20 Mart 2008 Perşembe Sevgili Nejla, üç gündür yazını tekrar tekrar okuyorum, gözyaşlarımı tutamıyorum. Eminim Ömer de bu satırları hissediyor ve artık menfaatten uzak gerçek dostlarının kimler olduğunu anlıyordur. Uğruna öldüğü insanlarla karşılaştırıyordur. Dediğin gibi eminim hala arkasından pazarlıklar sürüyordur. Ama ben Ülkeme, Yüce Adaletine güveniyorum. Hırsları uğruna hiç çekinmeden bu cinayeti işleyenler, hesap vereceklerdir. Şu an burada çok şey yazmak isterdim. Ama şimdi sabır zamanı. Geçen hafta Ankara''da perşembe günü yine Ömerin sevdiği beraber yemek yediğimiz Restaurant''ta, bu sefer acı kader Ömerin bir dostu ile beraberdik ve Ömer yine bizimle beraberdi.Ve yine Ankara da kar yağıyordu. Bizim için Ömer hep bizimle olacak. Canım Kardeşim seni çok özledim. Bu acı birgün dinermi. Gönderen: Nejla Çalışkan 17 Mart 2008 Pazartesi 2007 Şubat ayında Ömer İstanbul''a geldiğinde beni aynı gün içinde defalarca aramıştı. Görüşmek istiyordu .Fakat önümde ertesi güne yetiştirmem gereken işler olduğu için Ömer''e '' Ömer sık sık istanbul''a geliyorsun daha sonra görüşsek, bu işler bitmek zorunda ne olur kızma bana'' demiştim. Ömer '' ölüm var kalım var , belki bir dahaki sefer olmaz'' dediğinde '' manevi baskı yapma ya !Biliyorsun bizim işleri ertesi günü işin içinden çıkamıyoruz'' diyerek sitem dolu konuşmalar yapmıştım. Ölümünden çok kısa bir süre önce tekrar bir telefon görüşmesi daha yapmıştık İhaleye hazırlanıyordu. Ben hala Terminaller müdürünün neden ihaleye girdiğini anlayamıyorum. Hepimizin bildiği gibi Ömer 06 Mart 2007 günü pusuya düşürülerek katledildi. Bir dahaki sefer arkadaşımı son yolculuğuna uğurlamak oldu. Cenazede ağlamamak için kendime söz vermeme rağmen hıçkırıklara boğuldum. Onun bana anlatmak istediği bir şey vardı.. Bana o gün anlatmaya çalıştığı şeyi ölümünden sonra anladığım için hep kendimi suçladım. biz onunla dosttuk. Ömer benim kendisini çok sevdiğimi bilir bana çok güvenirdi. Ailesi ve işleriyle ilgili sorunları anlatır benimle dertleşirdi. '' Nejla biz galiba işbaşında öleceğiz, ne olacak bizim bu halimiz '' der ve gülerdi. Ömer işbaşında öldürüldü. Ömer silah kullanmazdı. silahı korkaklar kullanır. Ya da kendilerine silahlı uşaklar tutarlar. Defalarca işinden ayrılmak istemişti. Her seferinde çocuklar bahane edilip Ömer ölüme itilmişti. Ben bile çocukları için onun bir çok şeyden vazgeçmesi için ısrar etmiştim. Sır değil ölümü. Üstü örtülmeye çalışılan ve bir çok kişinin bildiği bir cinayet.. Korkaklara sesleniyorum.. Sizin Ömer''e hiçmi vefa borcunuz yok.. bilipte susanlar sizler cinayeti tasarlayıp öldürenler kadar suçlusunuz.. Arkasından yapılan pazarlıkları duyunca hiç şaşırmadım. Bu pazarlıklar geçmişte Ömer''le yapılmamışmıydı.. Cenaze de birileri meğerse timsah gözyaşı döküyormuş.. Ömer seni çok özlüyorum.. Gönderen: Deniz Yılmaz 15 Mart 2008 Cumartesi Yıllar önce elime bir kitap geçmişti. Adı: "BAĞIR, HERKES DUYSUN". Bağırmak isteyenlere adresimi veriyorum. telos14@hotmail.com Göndere
tarafından yazıldı: | 10-07-2008 23:22

ÖMER CEMİL SANAL
ARŞİV Polis Adliye ÖNCE KAÇIRDILAR SONRA VURDULAR LPG firması Delta Gaz’ın Hatay’ın Dörtyol İlçesi’ndeki dolum tesislerinin İşletme Müdürü 43 yaşındaki Ömer Cemil Sanal, evine giderken kimliği henüz belirlenmeyen kişilerce otomobilinden indirilip dövüldükten sonra başından ve göğsünden vurularak öldürüldü.07 Mart 2007 Çarşamba 12:45 LPG firması Delta Gaz’ın Hatay’ın Dörtyol İlçesi’ndeki dolum tesislerinin İşletme Müdürü 43 yaşındaki Ömer Cemil Sanal, evine giderken kimliği henüz belirlenmeyen kişilerce otomobilinden indirilip dövüldükten sonra başından ve göğsünden vurularak öldürüldü. Olay, ilçeye bağlı Yeşil Beldesi yakınlarındaki dolum tesisine 200 metre mesafede, deniz kenarındaki demiryolu kavşağında dün akşam saatlerinde meydana geldi. İddiaya göre, 2 çocuk babası Ömer Cemil Sanal, 34 RK 906 plakalı otomobiliyle evine giderken kimliği belirsiz kişilerce önü kesildi. Otomobilinden indirilen Sanal, dövüldükten sonra, başından ve göğsünden tabancayla vurularak öldürüldü. Müdürün otomobilinin yanında cesedi gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen jandarma inceleme yaptı. Sanal’ın, öldürülmeden önce dövüldüğü ve ağır darbeler aldığı, ardından silahla başından ve göğsünden vurulduğu saptandı. Cenaze otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu’na gönderilirken Ömer Cemil Sanal’ın işletme müdürlüğünü yaptığı dolum tesislerinde kısa süre önce 30 işçinin işten çıkarıldığı, jandarma ve savcılığın bu yönde de araştırma yaptığı öğrenildi. Sanal ailesi sinir krizi geçirirken olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor. Gönderen: Sema Sanal 02 Ekim 2008 Perşembe Sevgili dostlar, hepinizin bayramını kutluyorum. Katillere de bir çift sözüm var vicdanınız sızlamadan uyuyabiliyormusunuz , çocuklarınıza sarılıp bayramlaşabiliyormusunuz. Sanmıyorum. Gönderen: Sema SANAL 26 Eylül 2008 Cuma Uzun zamandır buraya yazmıyorum oysa yazacak çok şey var. Ama sabır zamanı. Bugün Ömersiz geçecek ikinci Mübarek Kadir Gecesi, Bu gece tüm dualarım yine canım kardeşimle olacak. Tüm inananların Mübarek Kadir Gecesini kutluyorum. İnancımı hiç kaybetmedim. Önümüzdeki günler bu açgözlü katillerin cezalarını bulmasını Yüce Allahımdan diliyorum. Gönderen: Yorumsuz 26 Eylül 2008 Cuma İlgi duyanlar aşağıda linkini verdiğim sayfada yazılanları okusun.... bilir emin @ 19:31 22.09.2008 bu cinayet olayı ucuza arsa alıp fabrikatörlere beş misli fiyata satmaya benzemez. bu lafım yeşil köy belediye başkanına bilir emin @ 17:37 22.09.2008 yeşil köy belediye başkanının bu işte kesin parmağı var ......./http://www.porttakal.com/haber-delta-cinayetinde-gizli-arsiv-faktoru-53916.html Gönderen: Deniz Yılmaz 21 Eylül 2008 Pazar Sevgili Ömer, Nazım Usta''nın şu dizeleri ne güzel de anlatıyor sırça köşklerinde yaşayan hayatın düşmanlarını: "...Kör olmak ne iyi şeydir./Körlerdir ki yalnız kendi yürekleriyle baş başa kalırlar./Ne kimseye kendi gözlerinden verirler ne kimsenin gözlerinden alırlar. /Körlerdir ki yalnız kendi yürekleriyle baş başa kalırlar. ..." Onlar bu ülkenin sınırların dedelerimizin kanlarıyla çizildiğini unuttular Sevgili Ömer. Şimdi öfkesinden kızaran tavanın üzerinde vals yapmaya çalışıyorlar! Peki NEREYE KADAR!!!! Gönderen: İLAHİ ADALET 19 Eylül 2008 Cuma YALNIZLIK KORKUSU Sizde, sevdiğiniz eşyayı, ya da sevgiliyi yitirdiniz mi? Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün... Çünkü onlara alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir. Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken... Hep korkmaz mıyız? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı? ”Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?” endişesi. Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi? Hep yerine başka, başka hüzünlere mutluluklara bırakmaz mı? Gene ayni korkular, ayni endişeler... Peki, sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için? Biliyor musunuz? Dökülen gözyaşları sadece kendimiz için. O değere sahipken de, yitirdiğimizde de. Çünkü bizi asil korkutan, yalnızlık İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak.. Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sımsıkıca sarılmak, o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki? Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için. Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz.. Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz. Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli, doğrularımız her zaman tek doğrudur. Ya yanımızda ki insan? Onun egosu? Arzuları, özlemleri veya usandıkları... Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız? Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki? Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz? Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz. Sonuç, yalnızlık. Pek, bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri, paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar. O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz. Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi? Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku? Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır. Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen... Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki... Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır. Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur. Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın. Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin. Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar. Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü AYRILANLAR HALA SEVGILI. Gönderen: İLAHİ ADALET 16 Eylül 2008 Salı Sana olan özlemim hiç bitmeyecek..Acın gün geçtikce dağ gibi oldu be arkadaşım..Bunun üstesinden nasıl geleceğim..ANLAMSIZ BİR DÜNYA da yaşamak çok zorlaştı.. GÖTÜR BENİ GİTTİĞİN YERE Bu aşk böyle bitemez Bırakma terk etme ellerimi Atma beni ölümlere GÖTÜR BENİ GİTTİĞİN YERE Sensin ben nefes alamam Buralarda hiç duramam Tek başıma yanlız kalamam Senin kokunu özledim Hep yollarını gözlerim GÖTÜR BENİ GİTTİĞİN YERE Aşkındır beni yaşatan Beni hayata bağlayan Atma beni ölümlere Atma beni zulümlere GÖTÜR BENİ GİTTİĞİN YERE Sensiz ben nefes alamam Buralarda hiç duramam Tek başıma yanlız kalamam Senin kokunu özlerim Hep yollarını gözlerim GÖTÜR BENİ GİTTİĞİN YERE... Yeni yaşımda sana ben bu şiiri hediye ediyorum.. Gönderen: Deniz Yılmaz 06 Eylül 2008 Cumartesi Sevgili Ömer, kendi hayatımızı yaşarken; istemeden, farkına varmadan başkalarının hayatını da yaşıyoruz. Görüyoruz, hissediyoruz, tanıyoruz ve kıyaslıyoruz. İlk algılarımız oluşuyor. Ama yeterli olmuyor bu ilk duyumlar. Sonra yoğunlaşıyoruz. Her gün sabırla; biraz daha, biraz daha derken "suyun kaynama noktası" derler ya, bu noktaya geliyor bilincimiz... Hırslı insanlar vardır. Bunlar hırsları için her türlü alçaklığı yapmaktan kaçınmazlar. Bizim hırsımızdan çok farklıdır onların hırsları. Onlar bizim hırslarımızın ne olduğunu anlamaktan bile uzaktırlar. Şairin şu dizelerini duyduklarında: "Hep bir ağızdan türkü söyleyip hep beraber sulardan çekmek ağı,/demiri oya gibi işleyip hep beraber,/hep beraber sürebilmek toprağı,/ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,/yarin yanağından gayrı her şeyde/her yerde/hep beraber!/diyebilmek için.../" aptal aptal yüzüne bakarlar, "bu ne diyor?", diye. Onlar hırslarının öylesine kurbanı olmuşlardır ki; gözleri hiçbir şey görmez. Bir de ucuzcudurlar. Hem de çok ucuzcudurlar. Her yaptıkları işi ucuza kapatıp, farkı ceplerine atmaktır tek geçim kaynakları. Atalarımız boşuna söylememiş: "Pirince giderken evinde bulgurundan oldu", diye. Senin gibi bir adamı katlettirmek için ucuz katiller tutturursan, böyle olur işte...! Gönderen: İLAHİ ADALET 04 Eylül 2008 Perşembe Kendini akıllı sanan aptallar.. biraz düşünme kabiliyeti olan kişi Ömer beyin ne kadar zeki olduğunu anlamıştır.O bile bile kendine kurulmuş tuzağa gitmez..sanıyormusunuz siz Ömer bey''i ortadan kaybettiniz..Bir gün gelecek o karşımıza çıkacak..Biraz akıllı olan bunu anlar ve oturduğu yerde çiviler batmaya başlar..siz onunla oynamaya çalıştınız ama o size uzaklardan bakıyor ve ne kadar küçük olduğunuzu görüyor..ve de acizzz.. Gönderen: Deniz Yılmaz 03 Eylül 2008 Çarşamba Sevgili Ömer,su testisi su yolunda kırılır. Böyle söylemiş Atalarımız. Her gün bu bilinçle yüzüne bakıyorum evimde ve sonsuz uykuna daldığın yerde. Yaşama can veren suyu taşımak görevdir yangın yerinde. Bu suyla boy veriyor hayat! Neyse güzelim. Edebiyatı geçelim ve sadede gelelim.Meclis Akaryakıt Kaçakçılığı Raporunda bolca adı geçen ve hatta şirket hissedarlarından "..... vatan hainidir" diye adı geçen kişiye geçen hafta telefon ettim. Katlinin ardından bizlere rüşvet verir gibi verdiği vaatleri hatırlattım: Hani projesini yaptığın tesislere adını verecektin! Büstünü dikecektin! Hani çocuklarını Amerika''da kendisinin okuduğu okulda okutacaktın! Hani ... villa alacaktın!, diye sordum. Çalıştığın şirkete girdiğin günlerde çeşitli kurumlarca yapılan teftişlerde tespit edilen sayısız eksiklikleri bir kaç ay içersinde geceni gündüzüne katarak düzelttiğini hatırlattım. Ömer''in katlinden siz zarar görmediniz mi! Niye müdahil olarak davaya katılmadınız diye sordum. Aldığım cevap ne oldu biliyor musun "Siktir" ve telefon yüzüme kapandı. Ardından da dizginlenmem için en yakınlarıma emirler verildi.....Devamı var..... Gönderen: Deniz Yılmaz 01 Eylül 2008 Pazartesi Bekle Sevgili Ömer:KIYAMET SURELERİ:-I-ALÂMETLER SURESİ:Yedi kat yerin altından uğultular geliyor./Çok alâmetler belirdi, vakit tamamdır./...../Çekin ki körükleri/ocağa girdi demir./Bir ateş külçesi düştü buzların ortasına./Alâmetler belirdi, kıyamet alâmetleridir./Haberdir, erişmekte kaynayan su galeyan noktasına./N.Hikmet Gönderen: VBVB 01 Eylül 2008 Pazartesi hey,find wow power leveling click here Gönderen: İLAHİ ADALET 22 Ağustos 2008 Cuma Biliyormusun bu sabah ne oldu?Ben seni kaybettikten sonra bir senin adının başharfi birde benim ismimin baş harfini taşıyan bir kolye taşıyordum boynumda.Çok yakında, O kolyenin ucundan benim harfim düşmüş, hiç üzülmedim.Senin harfin düşseydi üzülürdüm.Dün akşam bir de baktım ki kolye koptu.Hemen senin harfin düşmesin diye avucuma aldım ve onu kağıt bir peçeteye sardım.Onu artık boynumda değil koynumda saklıyorum..Senin sevgin ilk gün nasıl sa hala aynı tazelikte devam ediyor..Yok ki benzerin.. Gönderen: İLAHİ ADALET 18 Ağustos 2008 Pazartesi Hayat çetele tutmak değildir... Hayat; Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir. Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın, kimlerin seni sevdiği de değildir. Hayat, ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir. Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir. Aslında hayat; notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir. Hayat; Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir. Kendin için neler hissettiğindir. Güven, mutluluk, şefkattir. Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır. Hayat; Kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir. Ne dediğin ve ne demek istediğindir. İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir. Her şeyden önemlisi hayatı, başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir. İşte hayat bu seçimden ibarettir. İnsanların en acizi dost edinemeyen, ondan daha acizi ise dost kaybedendir. Charles Eguone Gönderen: İLAHİ ADALET 14 Ağustos 2008 Perşembe Benim Canım Arkadaşım, bu dünyada insanlar cenneti de yaşıyor cehennemi de..Sen şimdi bizi çok uzaklardan seyrediyorsun.Biz seni göremiyoruz ama sen bizi çok net görüyorsun.Bizleri gördüğün gibi sana bu tuzağı hazırlıyanları da görüyorsun.Tüm yaradılmışlara kötü davranan ve haksızlığa uğratan bu yaratıklar sanıyorlarki kendileri ölümsüz.HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR..Bu dünya ya gelen er yada geç gidiyor..Sen seni sevenlerden çok zamansız ayrıldın..Bu kötülüklerle bezenmiş sevgisizliğin köhneleşmişliğin içinde bir şeyler yapmaya çalıştın.Ama bu birilerini rahatsız ettii.ŞİMDİ BAK..Onlar nasıl da ektiklerinin ceremesini ödemeye başladılar..Senin ölün bile onları rahatsız ettii. Gönderen: Sema Sanal 12 Ağustos 2008 Salı Hayatımda geri dönüp baktığımda, en mutlu zamanım çcukluğum, Karadeniz Ereğli de geçen yıllar gibi gelirdi. Canım Kardeşim Ömer de hayatımıza orada katılmıştı. Demek ki hiç kötülük yokmuş ki; biz dört kardeş Ömer de 1 yaşındaydı sanıyorum, Köpeğimiz Boncuk, Kuzumuz Pamuğu otlatmaya dağlara çıkardık. İnanılmaz güzellikte dağları, dereleri keşfe çıkardık. Derelerde balık tutar doğanın tadını çıkarırdık. Sanıyorum o yıllardan olsa gerek, hepimiz doğa aşığı olduk. Hiçbir zaman; Şehirler bizi mutlu etmedi.Bulduğumuz her fırsatta soluğu dağlarda alıyorduk. Ta ki Canım Kardeşim gidene kadar. Ömer le, hep beraber Karadeniz turuna çıkıp, ona anlattığım günleri, doğduğu o zaman küçük bir karadeniz kasabası olan Ereğliye gidecektik. Geçtiğimiz günler de bunu Ömersiz yaptım, İnanılmaz güzellikteki Batı Karadeniz sahillerini gezdim. Ereğliye kadar geldim. Ama yapamadım, Ereğliye giremedim. Hayatımın en mutlu yıllarını geçirdiğim O güzel kasabanın, Şimdi uzaktan görünüşü koca bir Şehir''e benzeyen Ereğlinin Kapısından gözyaşları içinde geri döndüm. Hayaller kurulduğu gibi yaşanmıyormuş. Üç kuruşa tapan Alçakların yok ettiği düşlerimi geri istiyorum. Gönderen: Sema Sanal 29 Temmuz 2008 Salı Tüm inananların Mübarek Kandilini kutluyorum. Yüca Allahım hepimizin dualarını kabul etsin. Ben İnancımı hiçbir zaman kaybetmedim. İlahi Adalet elbet yerini bulacaktır. Aşağıdaki Link İ okuyun http://www.ekoyol.com.haber/20080725/Turkiyenin-en-buyuk-dolum-tesisi-kapatılıyormu.php Gönderen: Hanife Şahin 27 Temmuz 2008 Pazar iyiki doğdun Ömer, İyiki seni tanımışım, iyiki arkadaşım olmuşsun.O gülen güzel yüzün,dinmeyen enerjin hiç silinmeyecek hafızamdan .Tüm güzel anılar için binlerce teşekkürler.Rabbim yerinde rahat ettirsin.Huzur içinde yat canım arkadaşım. Gönderen: Üşür Ölüm Bile 27 Temmuz 2008 Pazar Bir ormanda tutup onu bağladılar ağaca/Yumdu sanki gözlerini uyur gibi usulca/Bir soğuk yel eser/üşür ölüm, ölüm bile/Anlatır akan kanı beyaz sesiyle/Diz çöktüler karşısında /Sonra ateş ettiler/Parçalanan yüreğine yuva kurdu mermiler/Bir soğuk yel eser/Üşür ölüm, ölüm bile/Anlatır akan kanı beyaz sesiyle/Gelip kondu bir güvercin ellerine o gece/... Bir soğuk yel eser/Üşür ölüm, ölüm bile/Anlatır akan kanı beyaz sesiyle Gönderen: Deniz Yılmaz 27 Temmuz 2008 Pazar Sevgili Ömer, oğlunu ve kızının arasında minik Debiy''yi kucağına almış, o güzel gülüşünle bizleri dinledin hep. Bağlarbaşı''nda birlikte büyüdüğün sevgili arkadaşın da bizimle birlikteydi bugün. Neler anlatmadı ki. Çiçeklerin "iyi ki doğdun Ömer!", diyorlardı. Kırk üç yıl önceydi Ömer: Annemle babam, mavi battaniyeye sarılmış bir bebekle eve gelmişlerdi. Bir anda bütün evin neşesi olmuştun. Boncuk o zaman seni kıskanmış, bize küsmüştü. Seni sırtında taşımaya başladığında, o da seni çok sevmişti. Sen bizden hiç ayrılmadın ki!Eskisinden çok daha fazla hayatımızda yer ediyorsun .... Seni sevgiyle Öpüyorum, canım kardeşim. Gönderen: İLAHİ ADALET 27 Temmuz 2008 Pazar Canım arkadaşım,dünyam, herşeyim..Doğum gününü tüm kalbimle kutluyorum..Seni o güzel misss kokan yanaklarından özlemle öpüyorum..Sen benim kalbimde her zaman yaşayacaksın..Seni çok seviyorum ve çok özlüyorum..Lütfen artık geri dön..Nice yıllara..Eski arkadaşın Hümeyra ULUBAY. Gönderen: Sema Sanal 27 Temmuz 2008 Pazar Canım Kardeşim, şu an Ferhat Göçer dinliyorum; Bugün DOĞUMGÜNÜN yanında değilim , Bu yüzden hiç iyi değilim....... Evet Ömer; Sade, basit, sıradan hayatımı geri istiyorum. Hayata gülümseyerek baktığım o küçücük dünyamı geri istiyorum. Bir anda, sanki içine düştüğüm bu filmden çıkmak, gerçek hayatıma geri dönmek istiyorum. GERİ DÖN,GERİ DÖN , NE OLUR GERİ DÖN Özlemin dayanılmaz oldu artık, SENİ ÇOK SEVİYORUM Gönderen: Ömerseverler 26 Temmuz 2008 Cumartesi Bugünkü BİRGÜN GAZETESİ çok ilginç ve önemli tüm Ömerseverleri okumasını tavsiye ediyorum Gönderen: Sarı Kamyon 23 Temmuz 2008 Çarşamba Bu dünyada bir nesneye Yanar içim göynür özüm Yiğit iken ölenlere Gök ekini biçmiş gibi Gönderen: Sema Sanal 23 Temmuz 2008 Çarşamba 27 Temmuz Pazar günü Canım Kardeşimiz Ömer''in doğum günü, o gün onun yanında olacağız, sevdiği şarkıları söyleyeceğiz. Karacaahmet 5.ada Hostesler yolu saat 17. de bekliyoruz Gönderen: Sema Sanal 23 Temmuz 2008 Çarşamba Önerinize teşekkür ediyoruz bizde bunu hep düşünüyoruz.Sevgiler selamlar Gönderen: bir öneri 22 Temmuz 2008 Salı Arkadaşlar bu siteye yaptığınız yorumları takip eden biriyim.Bence bir internet sitesi kurabilirsiniz. mesela www.omercemilsanal.com adlı siteyi alıp buraya ömer beyin resimlerini, hayat hikayesini varsa videolarını ekleyebilirsiniz ve oluşturacağınız ziyaretçi defteriyle de yazılanları uzun süre koruyabileceğiniz bir site oluşturabilirsiniz. Hatta devam eden dava hakkında oluşan son durumları paylaşabilirsiniz. Bu nu neden söylüyorum çünkü şu an yorumlarınızı yapmış olduğunuz site istediği zaman arşivlerini kaldırabilir. yada kapanabilir. Ben burayı insanların birbirine sımsıkı sarıldığı ve acının paylaşıldığı bir ortam olarak görüyorum, bunun bir gün kesilmemesi için bu öneriyi size sunuyorum. Gönderen: Sema Sanal 18 Temmuz 2008 Cuma Evet sevgili dostlar , aynı soruları bizlerde soruyoruz ve Ömerin son gün bile yanında olduğu,borç verdiği, herşeyini paylaştığı dostları, ve bazı kişiler herşeyi biliyor ve hayasızca bilmiyoruz diyorlar, çünkü aynı çarkın içinde onlar da nemalanıyorlar.Bana geçen yıl Canım Kardeşimin Doğum günü olan aynı zamanda ilk mahkemenin olduğu gün 27 Temmuz 2007 th.de Sema Abla bak mahkeme de göreceksin, bana söylediklerinden utanacaksın diyen, herkesin bahsettiği sözüm ona en iyi arkadaşı, Ömerin onu on yıldan fazla süredir sırtında taşıdığı bir yerlere getirdiği kişi, cinayetten hemen sonra evine gitmiş ve dellilleri yok etmiştir. Ben de soruyorum neden? Evet artık bunların cevaplarını Adli Makamlar açıklayacaklar ve Adalet mutlaka yerini bulacaktır. Gönderen: Nejla Çalışkan 18 Temmuz 2008 Cuma Ömer''in katledilişinin üzerinden 16 ay geçti. Beynimi kurcalayan sorulara cevap bulamıyorum.. 1. Ömer geç vakte kadar işyerinde çalışırdı. Onu işyerinden erken ayrılmasını sağlayan kişi kim..? 2. Çok iyi araba kullanırdı, Arabası takla atmasına rağmen burnu bile kanamadan arabadan çıkan arkadaşıma kaç kişi pusu kurdu.. 3.işyerinden çıktığını pusu kuranlara kim haber verdi..? 4. Ölümünden bir hafta sonra Ömer ile bir dönem aynı yerde çalışan işçi neden intihar etti..? 5. Türkiye''nin sayılı şirketlerinden ... Terminaller müdürünün katlediliş haberi neden basında yer almadı...? 6. Ömer''in eşi cenazede ayakta duracak halde değildi. 2008 yılında Ömer''in duruşmalarına katılmadı.. NEDEN ??? 7. İhalelere neden Ömer gönderildi...?? 8. En yakın arkadaşı ölümüyle ilgili bir şey bilmediğini söylüyor, bunuda aklım almıyor.. 9. Ölümüyle ilgili bir sürü senaryolar üretiliyor. Neden? 10. Ömer son bir hafta içinde konuştuğu dostlarıns ölebileceği yolunda mesajlar verdi neden..? 11. İşçilerle arası iyi olan arkadaşımın ölümü işten çıkarılmalar yüzünden öldürüldüğü yolunda basında çıkan haberlere dönüştü ve bu haberi kim üretti..? Bu sorular cevap bulana kadar bize rahat yok ÖMER..... Gönderen: Deniz 18 Temmuz 2008 Cuma Tlf no 0539 509 07 55 Gönderen: Sema Sanal 18 Temmuz 2008 Cuma Sevgili Va..t MSN+imi uzun zaman açmadım davetinizi ekleyemedim yeniden gönderirmisiniz Gönderen: Deniz Yılmaz 17 Temmuz 2008 Perşembe Sarı kamyonuyla oynayan sarı saçlı çocuğun arkadaşı; zamanın olunca onun yerine benimle bir kahve içer misin? Tel.: 059 509 97 55 Gönderen: Sema Sanal 17 Temmuz 2008 Perşembe Sevgili Sarı Kamyon, bu satırlarda sizlerle paylaştığımız şeyler bizi hayata bağlıyor. Ömerim de inanıyorum bizi izliyor. Yazınızı okurken çok ağladım, o günlere geri döndüm Ömerin o gümlerdeki heyecanını sabahlayışlarını hatırladım. Ağladım derken sürekli duyguları bastırmanın getirdiği bir tükenişti. Demekki ağlamaya ne kadar ihtiyacım varmış. Ben hala Ömerin şaka yaptım diye geleceğini düşünüyorum. Ziyarete gittiğimde inanmıyorum Ömerin orada olduğuna. O benim hala herşeyimi paylaştığım canım kardeşim , başka bir şehirde ve birgün buluşacağız. Bu satırları bizlerle ; tertemiz duygularla paylaştığınız için sağolun. Mail adresim srm2000@hotmail.com , Size ve tüm dostlara sevgiler. Sağolun Gönderen: Sarı Kamyon 16 Temmuz 2008 Çarşamba Uzun süredir haber alamadım Ömer''den.Bir ara aramış telefonumu kaydet demişti ama ben o an kaydetmeyince unutup silmiştim.MSN de de gözükmüyor bakayım google''den şirketini bulurum dedim.Şok.Kelimenin tam anlamıyla kahroldum.Dünya başıma yıkıldı.2 gündür gözyaşım dinmiyor.Nasıl olur böyle birşey? Bu nasıl bir dünya ?Canım arkadaşım, tanıdığım çocuklarına en düşkün baba,çalışkan, yardımsever Ömer''e kim nasıl yapabilir.99 da İngilizce kursunda tanıştık Ömer''le uzun uzun dertleşirdik.Çalışırdı hep çalışırdı.Deli gibi çalışırdı.Zevkle gözleri ışıl ışıl parlardı işinden bahsederken.Bir kaç yıl sonra tekrar görüşmeye başladık.Yine çalışıyordu.Yeni projeler vardı hayatında.Hep şu proje bitsin rahatlayacam, bu bitsin rahatlayacam dedi.Hiç bitmedi projeleri hiç.Yakıt temizleme seyyar kamyonu yapacaktı.Bir kaç defa beni kamyonun yapıldı yere götürmüştü.Nasıl heyecanlı ve mutluydu kamyonun istediği hale geldiğini görünce.Bir çocuğun oyuncak kamyonuna görünce duyduğu sevinçle aynıydı.Pırıl pırıldı gözleri.Yüzünde hepimizin bildiği Ömer gülümsemesi.irtibatımız kopunca aylar sonra benzin aldığım yerden tankları Ömer''in temizlediğini duymuş içimden yaşasın başarmış demekki diye çok sevinmiştim.Canım arkadaşım kızının resmini bana ''halalarına benziyor diye gururla gösterirkenki hali, Çağrı''nın okul başarısını duyunca apar topar yanına gitmesi hepsi gözümde öyle canlıki.Tapıyordu çocuklarına.Çağrı''nın bir gün hastaneydeyken istediği bir oyuncak için geceyarısı istanbul''u nasıl talan ettiğini anlatmıştı bir keresinde.Herkesi mutlu etmek için çırpınıyordu.Ofise gelirdi. tüm arkadaşlarım onu tanıyıp çok sevdiler.şimdi hepsi çok üzgün.Hatay!a gittiğinde aramış burası çok acayip, tehlikeli bir yer demişti.Çocuklarını alıp Amerikaya gitmekti hayali.Orda üniversite okuyacaktı çocuklar.Düzenini kurduğu için mutluydu yinede.Nerden bilirdim bunlar olacak.Ah Ömer keşke uzatsaydım konuşmayı, keşke seni arasaydım.Zannediyordumki Ömer birgün istanbula yolu düşünce arar birer kahve içeriz.Hayat ne zalimmiş meğer.Canım arkadaşımın haince katledilmiş.Çok ama çok üzgünüm.Duyduğum andan itibaren çocuklarını düşünüyorum.İçim param parça.Hangi inanç, hangi çıkar duygusu, hangi iğrenç düşünce bir insanın canını almaya değer.Hayatını işine adayan bir adam. bir delikanlıydı Ömer.Hani başınız sıkışınca,arabanız bozulunca sıkılmadan arayacağınız adamlar vardır.Öyle birydi Ömer.Hep güleryüzlüydü.Hepimiz işimizi ömer gibi sahiplenip yapsak emin olun ülkemizin durumuda çok daha iyi olurdu.Umarım adalet yerini bulur, tek dileğim bu şu anda.İçim paramparça.Çok sevdiğini ve çok değer verdiğini bildiğim Sema ve Deniz ablaların işin peşini bırakmayıp, gerçeği ortaya çıkarmak konusundaki çabalarını yürekten destekliyorum.Canım arkadaşım yazsam sayfalar sürecek seninle ilgili anılarım.O kadar derinden hissediyorumki ruhunun çocuklarının etrafında olacağını.Haberim olmadı cenazene gelemedim, eğer varsa hakkım binlerce kez helal olsun.Nur içinde yat.Asla unutmayacağım.Sen benim için sarı kamyonuyla oynayan bir çocuğun ışıl ışıl gözleriyle yaşayacaksın. Gönderen: 13 Temmuz 2008 Pazar Canım arkadaşım sana olan özlemim hiç bitmeyecek..Yaşadığım her an, her yerde seni görüyorum.O kadar netsin ki, hayatta olmadığına inanamıyorum.Bu kadar ciddiyete rağmen, sanki sen bize şaka yaptın.Aniden çıkıp gelecekmişsin gibi hissediyorum.Bizlere bu acıyı tatdıranlara artık hiç bir şey demiyorum.Çünki onlar bu dünya da yaşanılan cehennem ateşi ile zaten yanıyorlar.Farkında bile değiller.Bir gün gelecek kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşecek. Gönderen: Sema Sanal 12 Temmuz 2008 Cumartesi Canım Kardeşimle geçen hafta beraberdik, nedense Ömer sen gittiğinden beri Cem Karaca nın " Alkışı Duydum, İhaneti Gördüm " sözleri hep aklımda, dilimde : o günde de beraber söyledik ve bir kere daha sana söz verdim. Acım hala çok taze ve hiçbir zaman dinmeyecek, isyanımda. Sana bunu yapan Alçaklar da hiçbir zaman huzur bulamayacaklar. Yüce Türk Adaletinden kaçamayacaklar. Evet bu arada tehdit de edildik. Oysa bir suç işlendi. Bir insan ki ,Ülkesi için canını veren, yaşasaydı topluma çevresine daha çok şey katacak bir Türk vatandaşı zorla hayattan koparıldı. Ve Biz bir şey yapsak ta yapmasakta bu Ulusal bir Kamu Davasıdır ve Bu suç Yüce Türk Milleti adına görülecek ve Suçlular elbetteki cezasını bulacaktır. Bizler de şu an seyirciyiz. Bu suçu işleyenler bir insanın canına kastetmişlerdir ve bu suçun cezasını çekeceklerdir. Bu bizim acımızı asla hafifletmeyecektir. Bizden çaldıklarını da asla geri veremeyecektir. Ama Adalet yerini bulacaktır. Suç işlemek bu kadar kolay asla olmamalıdır. Bu arada bize destek veren arkamızda olan acımızı paylaşan herkese de teşekkürü bir borç biliyoruz, bazı dostların dediği gibi bu olay onların da başına gelebilirdi, Ama eminimki Yüce Türk Adaleti bu olaylara dur diyecek aydınlık yarınlara, bizim acımız bir vesile olacaktır. Gönderen: İLAHİ ADALET 07 Temmuz 2008 Pazartesi Hayattan ne öğrendim? Ağır bir ÖSS sorusu gibiydi Esquire dergisininki... ''Hayattan ne öğrendiniz?'' Verilen süre içinde aklıma gelenleri aşağıda yazdım. Yanlışların doğruları götürmeyeceğini umuyorum: * * * Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım. Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum. Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi... Ağladım. * * * Yaşamayı öğrendim. Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim. * * * Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla... Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim... * * * İnsanı öğrendim. Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu... Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim. * * * Sevmeyi öğrendim. Sonra güvenmeyi... Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim. * * * İnsan tenini öğrendim. Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu... Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim. * * * Evreni öğrendim. Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim. * * * Ekmeği öğrendim. Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini... Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim. * * * Okumayı öğrendim. Kendime yazıyı öğrettim sonra... Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana... * * * Gitmeyi öğrendim. Sonra dayanamayıp dönmeyi... Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi... * * * Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta... Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım. Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım. * * * Düşünmeyi öğrendim. Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim. Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim. * * * Namusun önemini öğrendim evde... Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim. * * * Gerçeği öğrendim bir gün... Ve gerçeğin acı olduğunu... Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim. * * * Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim Can Dündar. Gönderen: İLAHİ ADALET 01 Temmuz 2008 Salı Eğer ; O''nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... O''nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O''nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain... sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O''ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa, ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa... dünyanın en güzel yeri O''nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse... hayat O''nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O''nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar... her şiirde anlatılan O''ysa... her filmin kahramanı O... her roman O''ndan söz ediyor, her çiçek O''nu açıyorsa... bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa... iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa... eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O''nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız... mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O''na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız... kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü... özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu... hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız... O''nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse... gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O''nun yüzü suyu hürmetine... uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa... dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa... Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla... ...o halde bugün sizin gününüz!.. "Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz. Can Dündar Gönderen: Deniz Yılmaz 01 Temmuz 2008 Salı Sevgili Ömer,yargı bağımsızlığı ulusal bağımsızlığın en temel unsuruysa, bekle O GÜN gelecek. Gönderen: Nejla Çalışkan 29 Haziran 2008 Pazar Para ile tek satın alınamıyan şey insanın onuru ve kişiliğidir. Eğer hükmedemez iseniz fikirleriniz ile susturamadığınız kişiyi kaba kuvvetle susturursunuz..Etrafındaki sülükleri satın almak çok kolaydır. Ömer yaşarken söylediğin şeyler acı birer gerçek oldu. '' Bunlar var ya bunlar..! para için her şeyi yaparlar '' demiştin. Oysa sen onları her düştüklerinde ellerinden tutup kaldırmıştın.. Onlar ruhlarını daha önceden şeytana sattıkları için , yaptıklarının yanlış olduğunu göremeyecek kadar kör olmuşlar.. Gönderen: İLAHİ ADALET.. 28 Haziran 2008 Cumartesi Kutsal diye nitelendirdiğim, sana karşı olan büyük sevgimin altında,hala içim buruk.Bu duyguyu anlatmak için türkçede kelimeler yetersiz.Sen ölmedin, ölmeyeceksin.Seni ömrümün sonuna kadar içimde muhafaza edeceğim ve unutmayacağım. Yüzün bazen gözümün önüne geldiğinde gülüyorum.Çünki sen gülmeyi de güldürmeyi de seversin.Sen harika bi insansın.Sen hala sesini kulaklarımda hissettiğim ve bu sesi duyarken içi titreyen sevdiceğimsin benim.Dedim ya ölmedin sen.. Gönderen: İLAHİ ADALET 26 Haziran 2008 Perşembe Gülen yüzünde güller açmalıydı Gözlerinde beni okumalıydım Gamzelerinde kaybolmalıydım Benim yarim olmalıydın Beni şiirlerinde değil Rüyalarında hecelemeliydin Mavi bulutlarda uçan Uçurtmaların kanadına Değil kalbine yazmalıydın Pisiden korkan tırsık çocuk gibi Kaçmamalıydın Benim olmalıydın Sen koklamaya kıyamadığım gülsün Yeter naz ettiğin sevdiğim N’ olur şu yüzün biraz gülsün Sen yaşamaya doyamadığım ömürsün Yeter beklettiğin sevdiğim Gel artık, ocağımız tütsün Gel sevdiğim, yalnızlığı unutalım Hakkımız değil mi Gel sevdiğim, biz de mutlu olalım yetmezse daha sı var bekleyeceğim.. uzak ufuklarda demleyeceğim sevdamı yitik hayallerimin üzerini örterek sevda adlı şiirler yazacağım sana bekleyeceğim..diyeceğim her mısranın sonunda.. ..umudumun önsözü bu olsa gerek ...bekleyeceğim ne güzel seni görmek ve ne güzel seni bulmak hasretin yamaçlarında tan yerinden beklemek seni özlemle... ufkun güneş ışıklarıyla perdelerinin aralandığı yırtıp atmak olmazları,yok demeleri hicrana yüz tutmuş yüreğinde filizlenmek kabinin derinliklerinden yeşermek seni bende bulmak ve seni sende sevmek... Git bile demedim sana.. Gittin hemen.. Ne olurdu biraz daha kalsan.. Seviyorum desem sana.. Ne olurdu .. Kal diyecek gücü verseydin bana.. Ellerimden tutsan bırakma beni desen ne olurdu.. Ben diyemedim sana sen deseydin keşke.. Gitme bile diyemedim sana.. Ellerim tutuldu dilim bağlandı.. Dur son bir defa bakayım deseydim kara gözlerine.. Gözlerinin karalığına.. Kal bile diyemedim.. Sil bile.. Silsen bile, bilemedin.. Bilsen göremedin gözlerimdeki seni Kal dememi duyamadın.. Dur deyişimi.. Oysa içimde fırtınalar kopuyor hala.. Dur gitme diye bağırıyor hücrelerim.. Dur.. Dedim.. Gitme.. Dedim.. Duymadın.. Gittin.. Sensizliğin ayazında üşüyorum Bilmem ulaştı mı haber güvercinlerim, Camını tıklattılar mı? Yolladığım gonca güller Nefesin değip de açıldılar mı? Yoksa benden bi haber Teker teker soldular mı? Umutlarım tohum misali toprağa düştü Yeşertebilir misin yeniden bilmiyorum. Oysa ki tebessümün yeter Karlar erir , çağlayanlar akar. Ve güneş doğar sensiz sabahlarıma. Tebessümden mahrum eyleme ki Sensin benim havam, suyum, her şeyim… Kulağın ver esen rüzgarlara Bil ki;benim nağmelerimi fısıldamakta Kokunu ver Elçi rüzgarlara Seni taşısın sensiz baharlara Seni özlüyorum Sensizliğin ayazında üşüyorum Gönderen: Sema Sanal 20 Haziran 2008 Cuma Canım Kardeşimi katledenlere soruyorum, Ondan çaldığınız hayatını, Çocuklarından çaldığınız geleceklerini, Güvenle sığınacakları Baba Kucağını, Bizlerden çaldığınız yaşama sevincini, mutluluğumuzu, umutlarımızı geri verebilirmisiniz????? Söyleyin. Gönderen: Sema Sanal 15 Haziran 2008 Pazar Bugün gözyaşlarımı, içimdeki acıyı durduramıyorum, Canım Kardeşim çocuklarına sarılamadı, onlarda babalarına sarılamadı, Gönderen: Sema Sanal 15 Haziran 2008 Pazar Yaklaşık 15 aydır telefonlarım dinleniyor, Maillerim hackleniyor. Yani kısaca Anayasal haklarıma saldırılıyor. Bazen evde otururken cep telefonum çalıyor bakıyorum ev arıyor. Düşünün eviniz sizi arıyor sizin iradeniz dışında veya annem arıyor aramışsın diyor veya mesaj atmışsın ama boş diyor. Konuşurken belli kişilerle ses gidip geliyor. Yani illegal olarak maillerim çalınıyor haberleşme özgürlüğüm sadırıya uğruyor. Gerekli yasal mercilere hertürlü yasal başvurumu yaptım. Buradan da kamuya açık suç duyurusunda bulunuyorum. Gönderen: Deniz Yılmaz 14 Haziran 2008 Cumartesi Sevgili Ömer, 26 Şubat 2007 gecesi arşivlediğin bilgiler başta Kamu Davası''nı yürüten makam olmak üzere, ülkesine sahip çıkan onurlu insanların elinde. Ve bu dava artık sevgili Ülkemin ONUR davası oldu. Çocuklarımıza güzel günler bırakmanın bedeli ne ise onu ödemeye hazır olduğumuzu elleri, beyinleri, ruhları satılmış hainler bilsin ve bundan rahatsız olmasınlar. Seni seviyoruz. Yalnız değilsin. Ablan. Gönderen: Sema Sanal 12 Haziran 2008 Perşembe Ömer 23 yaşında gencecik bir mühendis olarak Batman''a , Adyaman Kahta dağlarında terörün en yoğun olduğu zamanlarda petrol ararken oradalarda karavanın içinde yatıp kalkıyordu.Yani öyle kolay Ömer Bey olmadı, O zamanlarda demiştiki arama esnasında takım sıkıştımı kuyu kapatılıyor beton dökülüyor. Ve bir sondaj takımının çok pahalı olduğunu söylemişti. Ve sonunda kamyonlarla vinç yapıp sıkışan takımları çıkarmış, Ülkesinin her kuruşunun önemini çevresine göstermişti. O günleri beraber yaşadığı her zaman özlemle bahsettiği o günlerdeki çok sevdiği arkadaşlarından hiç kopmamıştı. İçlerinde çok sevdiği bir arkadaşının arkasından yaptığı şu yorum bizleri çok üzdü. Keşke o kadar da dürüst olmasaydı. Tabiki herkesin hayata baktığı pencere farklıdır. Kınamıyoruzda. Ama Canım Kardeşim Ölümüyle bile Ülkesine katkıda bulundu birçok yanlışa dur dedi. Canım Kardeşim mekanın cennet olsun tüm dualarım her dakika seninle.Geçen duruşmada bir tanık, işçi çıkartmayla ilgili olarak Ömeri 2 mart ta aradığını kabul etti ve yazık değilmi işçilere demiş, oysa herkes biliyorki işçi çıkartmayla Ömerin hiç bir ilgisi yoktu, yönetimin aldığı bir karar olup, bu listeyi yapan de işletme yetkilisidir. Ömer herkesin bildiği gibi teknik elemandı. Bu konuda da Ömerin tavrı; sabredilmesi taşeron firmalar geldiğinde işçilerini oralara yerleştirmekti. Bu tip spekülasyonlar lütfen artık son bulsun ve tüm gerçekler söylensin. Gönderen: Nejla Çalışkan 10 Haziran 2008 Salı Sevgili Ömer sen eğri cetvelle doğru çizgi çizilemeyeceğini söylediğin için katledildin. Seni çok özlüyorum canım arkadaşım.. Gönderen: Sema Sanal 04 Haziran 2008 Çarşamba Canım kardeşim bugün oğlunun çok başarılı olduğunu duydum ve senin yerine de gurur duydum. Ömerim çocuklarınla her zaman gurur duyardın şimdi de gözün arkada kalmasın onlar her zaman senin evlatların olduklarını ispatlayacaklar. Seni çok özledim Gönderen: Deniz Yılmaz 03 Haziran 2008 Salı Sevgili Ömer, bunu daha önce de yazmıştım. Seni katlettiren alçaklara bu lafı bir daha hatırlatma ihtiyacı duyuyorum. Her Kutsal Kitabı ulaşılmaz kılan ruhsal arınmayı öne çıkartması değil mi? "... Örtülü olup da açığa çıkarılmayacak, gizli olup da bilinmeyecek hiçbir şey yoktur. Bunun için karanlıkta söylediğiniz her söz, gün ışığında da duyulacak, kapalı kapılar ardında kulağa fısıldadıklarınız damlardan duyurulacaktır." Luka İncili 12. 1.3/ Evet, gizli kapılar ardında kulaklara fısıldananlar artık damlardan duyulmaya başlandı bile. Rahat uyu Sevgili Kardeşim. Bu Ülke onurlu insanlanlara aittir. Gönderen: İLAHİ ADALET 30 Mayıs 2008 Cuma CENNETİM OLUR MUSUN? Elini tutsam, dünyanın öbür ucuna benimle birlikte gelir misin? bekle desem, dünyanın bir ucunda beni bekler misin? Denizimde fırtınalar çıktığında limanım olur musun? karanlık bastırdığında deniz fenerim, hava açınca yıldızlarım olur musun; bulutlar göğü kapladığında pusulam? Mihengim, turnusol kağıdım olur musun? yüreğimin suyu bulandıkça onu durultacak iksirim? Kapılar kapandığında kapım, yollar aşındığı vakit yolum, saklanmak istesem duvarım olur musun? özgürlüğüm ve mapusanem? Üşürsem evim olur musun? yorganım, ana kucağım? çölümde vaha olur musun? vahamda hurma ağacım? Dağın tavşanı, çölün ceylanı, gecenin hayalleri bağrına bastığı gibi beni bağrına basar mısın? şak şak yarılsa bile gökten umudunu kesmeyen kıraç tarlalar gibi umut bağlar mısın bana? gitmek istersem kanatlarım olur musun? kalmak istersem ayağımda prangam? Hurilerim olur musun? kudret helvam ve bıldırcınım? soğanda sarımsakta gözüm yok, tih çölü sürgününde gözüm yok. ateş almaya gidersem, kırk vakit sonra dönsem bile aynı yerde beni bekliyor olur musun? Kavmim beni terk ederse ve ben kavmimden kaçarsam, bir kez arkana bakmadan arkamdan gelir misin? Ot bitmeyen bir vadide yalnızca Allah (c.c)''a emanet edip gidersem, sen de beni kınamaksızın O''na güvenir ve sa''y eder misin? Ümidimi kaybettiğim anda ümidim, neş''emi kaybettiğim zamanlarda coşkum, kalbim işgale uğrarsa halaskârım ve rehberim olur musun? Arkadaşım, yoldaşım, sırdaşım, enîsim, huzûrum, sürûrum, nûrum, zînetim, nîmetim, cennetim olur musun? -------------------------------------------------------------------------------- Gönderen: Sema Sanal 28 Mayıs 2008 Çarşamba Evet 30 mayıs cuma günü mahkeme devam ediyor, bu da Ülkemizin kanayan bir yarası, Binlerce dosya ve geciken adalet. Bunun ne kadar yıkıcı olduğunu başımıza gelince anladım. Hernedense hepimiz Ülkemizin sorunları konusunda zaman zaman ahkam keser sonra unuturuz. Ta ki Başımıza gelene kadar. Ben de bugüne kadar öyleymişim meğer. Şu an uzayan mahkeme sürecinde her ay yeniden bir hafta öncesinden acım tazeleniyor ve giderek büyüyor.Ama bu arada gerçek suçluların, halen dışarıda olması sadece aile olarak bizi değil, artık tüm Kamuoyuna malolmuş olan bu olay Kamuoyunun da vicdanını rahatsız etmektedir.. Gönderen: Deniz Yılmaz 28 Mayıs 2008 Çarşamba 30 Mayıs Cuma günü İskenderun Ağır Ceza mahkemesinde Sevgili Kardeşim Ömer Cemil Sanal''ın duruşmasına devam edilecek. Duruşma günü oradayım. Ne yaparsam yapayım, kardeşimi geri getiremeyeceğimin bilincinde olmakla birlikte, bu cinayeti işleten karanlık güç odaklarına ilişkin en küçük bir bilginin bile, sevgili ÜLKEM''in kaderini değiştireceğinden eminim. İsteyen beni 0539 509 97 55 numaralı telefonumdan arayabilir. Gönderen: Deniz Yılmaz 22 Mayıs 2008 Perşembe S7''beye, duyarlılığınız karşısında size saygı duyuyorum. Beni ya da kızkardeşimi bulmak istediğinizde bu sayfada hotmail adresimizden bizi bulabilirsiniz. Sağlıcakla kalınız! Gönderen: S7 20 Mayıs 2008 Salı Sevgili Sema ve Deniz Ablalarım. "Abla" diyorum çünkü 36 yaşındayım. Rahmetli Ömer Cemil kardeşim (inşallah) cennete gittiğinde 43 yaşındaymış. Ben 2 tane yorum yazmıştım. İlkinde de çok öenmli şeyler yoktu, gene üzüntülerimi vs belirtiyordum. Bir de neden ismimi yazmadığımı (Tamamen kişisel. Daha önce internette başıma gelen bir tatsızlık yüzünden). Gazeteleri karıştırıyor olabilirim? Yaklaşık 1-1,5 ay önceydi. Şirkette iki arkadaşım konuşurken kulak misafiri olmuştum. Ömer''in bilgisayar kayıtlarına ulaşıldığını yazıyormuş. Benim çalıştığım Şirket de bir nevi enerji şirketi. Ama lütfen tüm kalbinizle samimiyetime inanın: Ben ne konudan haberdim, ne de Ömer''i tanırım. Yaklaşık 3 senedir de sektörden bihaberdim. O arkadaşlarım konuyu biliyorlarmış. Ama inanın, dışardan bir insan ne bilirse o kadar biliyorlar ( şimdi yorumları vs okuyunca anlıyorum ). Sizleri hiç tanımıyorum. Ömer''i de hiç tanımadım. Ama tanımak isterdim. Acınızı anlamaya ve yapabildiğim kadarı ile paylaşmaya çalışıyorum. Bir de böyle ukala ukala yazdığım ilk yorumumla kırdığım büyük pottan dolayı affedin. Ben burada yapılan yorumlardan, yazdıklarınızdan üç aşağı beş yukarı bu olayın neden yapılmış olabileceğini anladım. Ben bu kadarcık yazıya bakarak anladım, umarım Yüce Türk adaleti elindeki onlarca delile bakarak anlar. Böyle acaip şeyler yurt dışında olsa Başbakan gider, ülke sallanır, vs. Herhalde bir bizde bir de Uganda''da bir şey olmuyordur. Sizleri hiç tanımasam da çok seviyorum. Ellerinizden öpüyorum. Kısmet olursa bir gün ziyaretinize de gelmek isterim. Zaman acınızı hiç unutturmayacak, sadece küllendirecek. Peygamber Efendimizin sabrı yanınızda olsun... Gönderen: Deniz Yılmaz 20 Mayıs 2008 Salı S7-Murat bey''e teşekkürü borç bilirim. Bu arada yazdıklarınızda bazı konular dikkatimi çekti. Bunları herkese açık yazamayacağım için aşağıdaki hotmail adresime davetiye göndermenizi rica ederim. Saygılarımla. telos14@hotmail.com Gönderen: Sema Sanal 20 Mayıs 2008 Salı Sevgili S7, yazınıza, dualarınıza teşekkürler, bahsettiğiniz 2.yorumunuzu ve vatan gazetesinde bahsettiğiniz haberi göremedim. Detay verirseniz sevinirim. Vatan gzt. sinin tüm arşivine baktım. Evet bu bizim acımız ve çok büyük ama çok acıdır ki , bu acıyı ilk yaşayan veya son yaşayan biz olmayacağız. Temiz toplum, aydınlık ,dürüst günler umudum. Hepimiz ülkemize sahip çıkalım ki çocuklarımıza bırakabileceğimiz yarınlar olsun. Gönderen: İLAHİ ADALET 19 Mayıs 2008 Pazartesi Canım arkadaşım,dostum,kardeşim,anam,babam,sevdiğim, herşeyim; dün gece seni rüyamda gördüm.Genelde çok sıkıntılı, işin içinden çıkamıyacağım zamanlar da seni rüyamda görüyorum.Dün de öyle bir gündü.Sanki çok yakınımda imişsin gibi geldi bana..Seni görmek rüyada bile olsa güzel.Biraz olsa da özlemim bir nebze de olsa azaldı..seni özledim ben, çok hem de çok.... Gönderen: S7 18 Mayıs 2008 Pazar Sanal Ailesi''ne, ilk yazdığım yorumumla Sizleri biraz dahi üzdüysem beni lütfen affedin. Bunun dışında yazıdğım 2. yorumla açıklamaya çalıştım ama umarım hem bunu da hem de onu da yayımlarlar. 3 - 4 yorum okuyup dürüstlük damarım (!) tutmuş. Doğruyu anlamaya çalışmıştım ama... Şimdi okuyabildiğim kadarı ile tüm yazılanları okumaya çalıştım ama ağlamadan mümkün olmuyor. Bir yerde bıraktım artık. Hiç tanımadığım, resminden gördüğüm kadarı ile çok yakışıklı, yorumlardan okuduğum kadarı ile Ülkemizin aşığı Ömer Cemil Saran kardeşime Allahtan rahmet diliyorum. İsmini aldığı dedeleri ile aynı yerdedir (cennet) umarım. Elleri kanlı, terör örgütü paravanı, kanlı paraları ile mutlu olacağını sanan aşağılık kişilere ise Allah''u Teala''nın hem bu dünyada hem de ahirette gazabını göstermesini diliyorum. Mekanın Cennet olsun Ömer Kardeşim. Hz. Peygambere komşu olasın...Sevgilerimle, -Murat Gönderen: Sema Sanal 14 Mayıs 2008 Çarşamba S7 rumuzlu kişiye, bizlere üzüldüğünüz için sağolun, ama açıkça söyleyin dediğiniz konularda ilk önce siz açık olun isminizi koyun. Parfüm hikayesine gelince onu yazan dost hikayesinde bir gönderme yapıyor, bence o masalda takılacağınız konu bir takım talepler cümlesi olmalı, o dost orada o hanıma yaptığı şeylerin birçok kişice bilindiği göndermesi yapıyor.Mahkeme devam ediyor izleyin görün. Gönderen: Deniz Yılmaz 13 Mayıs 2008 Salı ONURLU OLMAK, BEDEL ÖDEMEKTİR! İnsanın kendisine olan saygısıdır onurlu olmak. Sevgili Ömer yaşamı boyunca bedeller ödeyerek biryerlere geldi. ONURUYL. Bileğinin ve bilgisinin gücüyle yarattı her şeyini. Kendisine bedava bir yaşam kurumadı Ömer. Onurlu olmak; en başta insanın kirlenmesine karşı çıkmaktır. Bildiği gerçekler karşısında susmamaktır, BEDEL ödesen bile! Ülkeni soyan insanlıktan çıkmış karanlık güç odaklarına DUR! demektir, BEDEL ödesen bile! ONURLU olmak, ne rüşvet ödemektir, ne almak ..... lar gibi. ONURLU olmak; hayali ihracatlarla KAMUNUN malını çalmamaktır, bu hırsızlığı yapanların ARACISI olmamaktır. İNSAN olma özelliklerini çoktan yitirmiş pisliklerin karşısında boyun eğmemektir. YURT EDİNDİĞİN TOPRAKLARA sahip çıkmaktır, yaşamı güzelleştiren herşeyi sevmektir. Ne acıdır ki "ÜLKEM" diye sevdiğim bu topraklar, insanıyla, havasıyla, suyuyla birlikte belli odaklar tarafından her saniye kirletilerek yok ediliyor. Ülke nüfusunun birçoğu insan olmakla olmamanın sınırında yaşıyor. Bir silkinse yeniden kavuşacak onuruna. Önemli olan ilk adımı atmaktır. BEDEL ÖDEMEKTEN KORKMA! ÖDENEN BEDELLERLE GÜZELLEŞİR HER ŞEY! Gönderen: S7 12 Mayıs 2008 Pazartesi Ömer Sanal ismini geçenlerde Vatan Gazetesi''nde okudum. Delta Petrol''ün sahiplerinin telefon kayıtları mı ne inceleniyormuş? Anlamadığım, neden hep üstü kapalı, imalı yazışıyorsunuz? Bu işin doğrusu ne? Neden açık açık yazmıyorsunuz? "Kardeşim,Arkadaşım,etc. öldürüldü. Çünkü ben böyle düşünüyorum" demiyorsunuz. Dışardan 3. bir kişi olarak ( konu ile ilgili hiçbir bilgisi olmayan ) bu mesajları okuyunca a- İşle ilgili galiba? b-Kadın cianyeti galiba? ( bir parfüm hikayesi var da, anlamadım?) c-İşten çıkartılanlardan birinin cinayeti galiba? diye düşünüyor. Bence neyi ima ediyorsanız net bir şekilde söyleyin. Neden öldürüldü bu adam kardeşim? Siz de bir şeylerden mi korkuyorsunuz ( hepimiz insanız, normaldir )? Sema Sanal''a, İlahi Adalet''e,Nejla Çalışkan ve Deniz Yılmaz''a çok üzüldüm. Çocuklarına da çok üzüldüm. Allah büyük sabır versin... Gönderen: Sema Sanal 12 Mayıs 2008 Pazartesi Günler, aylar derken yıl geçiyor. Ömer acım gitgide büyüyor. Hayatın bu kadar acımasız, kötülük dolu olduğunu öğrenmek beni çok yıprattı. Biz hep çocukluğumuzdan beri gelecek için umutları olan içinde kötülük hiç olmayan bir dünya kurmuştuk. Son konuşmamızda yine hayallerimizdi. Sana daha on senen var koşucak demiştim. Ondan sonra da biraz kendin için yaşa demiştim. Sen hiç kendin için yaşayamadın. Son konuşmamızda bana söylediklerinin içinde bu kadar büyük bir canilik olduğunu göremediğim, seni koruyamadığım için kahroluyorum. Canım kardeşim seni çok seviyorum. Gönderen: İLAHİ ADALET 05 Mayıs 2008 Pazartesi Benim güzel yüzlü, aydınlık gülüşlü arkadaşım; Dünya''ya gelişin ve yaşayışın, tüm Türkiye için bir faydaydı.Sen ve senin gibi değerlerin yok edilme çabası çok kısa sürdü.KENDİNİ AKILLI SANAN APTALLAR, birilerini yoketmekle herşeyi çözeceğini sandılar..Aslında bilmiyorlar ki; karanlık günler onlar için yeni başlıyor.Bu öyle bir karanlık ki, debelendikçe içine batacaklar ve yok olacaklar.. YOKLUĞUN ÇOK KÖTÜYMÜŞ MEĞER..Ben bunu yeni yeni anlıyorum ve bir türlü de alışamıyorum..Allah''ım bizlere yardım et.. Gönderen: Sema Sanal 04 Mayıs 2008 Pazar Canım Kardeşim, Seni özledim. Gönderen: Deniz Yılmaz 02 Mayıs 2008 Cuma Bekle Sevgili Ömer, güzel günler göreceğiz, güneşli günler, motorları maviliklere süreceğiz .... Seni seviyoruz Gönderen: Deniz Yılmaz 18 Nisan 2008 Cuma Sevgili Ömer, haberler devam ediyor: Dördüncü Vals; A ve B planları tutmadı. Parlak ataklarla gösteri yapsak nasıl olur acaba? Gönderen: İLAHİ ADALET 16 Nisan 2008 Çarşamba Bazen aklıma geliyorsun.Normal hayatımızın akışında.Nasıl oluyor bilmiyorum.Kokun burnuma geliyor.Missss gibi..Sonra sesini duyuyorum.Hani şu genizden gelen sesin yok mu?Evet onu duyuyorum..Sonra kendime diyorum ki-sen ağlama, dayanamam.ağlama göz bebeğim, sana kıyamam- Sezen''in şarkısı yok mu o aklıma geliyor.Yaşarken de sana hasrettim, şimdi hep hasretim.Ben senin sevgini içimde hep bir sır gibi sakladım.Bu öyle bir duygu ki, hep kaybetmekle kazanmak arasında kalmak gibi...Seni çok özlediğim zaman da mutlaka rüyamda görüyorum..İşde İLAHİ ADALET de bu.. Gönderen: Sema Sanal 13 Nisan 2008 Pazar Mahkeme gününden beri düşünüyorum, gerçekleri doğruları söylemeyenler ;acaba bunların insani, duyguları vijdanları varmı. Akşam yataklarına yatıp uyuyabiliyorlarmı? Ömer hayatı boyunca çevresine karşı hep verici olmuş, dürüstlükten doğruluktan hiç ayrılmamış birisiydi. Ve daha çok genç ve mesleğinin zirvesindeydi. İş konusunda tüm camiayla herzaman bildiklerini paylaşırdı. Çalıştığı iş yerine kendininmiş gibi sahip çıkar hiçbir usulsüzlüğe göz yummazdı. Kendisi ve çocukları için çok büyük hayalleri vardı.2 '' mart tarihindeki konuşmamızda hep çocuklarından bahsetmişti. Ben bu katil ve azmettiricilere soruyorum. Kendi çocuklarınızın geleceğini düşünürken, onları severken hiç Ömerin çocukları aklınıza geliyormu. Ömerin hakkı olan 2006 yılına ait primleri çocuklarına ödenmedi, Ömerin geleceği çok parlaktı çocuklarına çok iyi bir eğitim aldırmak tüm rüyasıydı. Ömerin Hayatını çalanlar, aynı zamanda çocuklarının geleceğini mutluluğunu çalanlar bu suça ortak olanlar nasıl uyku uyuyorsunuz? Biz ailece o günden beri yaşam tutkumuzu, mutluluğumuzu hayattan zevk almayı unuttuk. Başkasının başına geldiğinde insan ah ah, vah vah diyor, beş dakika sonra unutup kendi hayatına devam ediyor. Ama başına gelince insan anlıyorki hiç te öyle değilmiş. Lütfen biraz empati yapın. Tabi insani duygularınız varsa........ Gönderen: Deniz Yılmaz 07 Nisan 2008 Pazartesi Sevgili Ömer, bizlere veda ettikten sonra yaşananların kısa bir özeti: 1. Vals; Ömer bizim özkardeşimizdi. Bu cinayeti işletenler ....... dır. En yakın zamanda ortaya çıkartacağız. Ömer''in anısına projesini yapmış olduğu tesislere adını vereceğiz ve heykelini yaptırtacağız. İkinci Vals; Ömer''in ablalarının bizim kirli çamaşırlarımızı karıştırmaya ne hakları var. 3. Vals; Görmedim, duymadım, haberim yok efendim. 3. Vals heyecanla bekleniyor. Gönderen: Sema Sanal 07 Nisan 2008 Pazartesi Ben bugün buradan Kamuya açık olarak şunu söylemek istiyorum. Mahkeme de bazı kişiler beni sormuş. Ben ve ablam Deniz bugüne kadar doğru bildiğimizi açık yüreklilikle her düşünce ve bilgimizi Kişilerin yüzüne söyledik ve altına imzamızı attık. Altında adımız ve imzamız olmayan hiçbirşey bizlere ait değildir. İnsanlar dürüst ise altına imza koyarlar ve bizde öyle yaptık. Bilmem bazı kişilerin merakı gittimi, eğer gitmediyse bu sayfalara mail adresimide yazdım. Merak ettiklerini sorabilirler. Gönderen: İLAHİ ADALET. 04 Nisan 2008 Cuma Benim canım arkadaşım, bu sayfaya yazı yazarken ilk defa ellerim titriyor.Evet Sema ablanın da dediği gibi bugün senin İskenderun Ağır ceza da mahkemen var.Sana uzanan kanlı eller hesap verecek.Hangi yüzle oralara çıkıyorlar, neyin haklılığını tartışıyorlar, anlamak mümkün değil.Anlamak için onlar gibi acımasız, onlar gibi yapay gerçek olmayan değerlere kıymet verir olmak lazım.Hiç bir kuvvet bir şey yapılmışsa yapılmamış gibi gösteremez.Bunların başında VİCDAN gelir.Her şey yapılmamış gibi gösterilse bile bir gün VİCDAN''ıyla kişi başbaşa kaldığında çok geç olabilir.Benim güzel ve mert arkadaşım..artık tahammül denilen kavramı yitirmeye başladım.Dün akşam bu günü düşünerek uyudum.Ben beddua etmesini çok bilmem.Ama canım çok yanıyor.Mutlaka bunun sonucu karşı tarafa iyi gelmiyecek.Çünkü bir çok kişiyi arkanda bıraktın.Bu insanların ahını almak iyi değildir.O kişilere iyi gelmiyecek.Bu gece rüyamda sana uzanan kirli elleri resmen gördüm ben.O nun için buradan sesleniyorum; diyorum ki, GEL KARDEŞİM DOĞRUYU SÖYLE..Çünki sustukca hakikaten sıra sana gelecek. Gönderen: Sema Sanal 03 Nisan 2008 Perşembe Yarın İskenderun ağır cezada mahkeme var herkesi davet ediyorum. Gönderen: Nejla Çalışkan 30 Mart 2008 Pazar Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... Can YüceL Gönderen: Sema Sanal 24 Mart 2008 Pazartesi Canım Kardeşim, günlerdir gazeteler TV''ler çetelerden bahsediyor. Sayın Başbakanımız tüm çeteler çökertilecektir diyor. Umudum seni katleden Çeteyi''de manşetlerde görmek. Gönderen: Deniz Yılmaz 22 Mart 2008 Cumartesi Sevgili Ömer, "Tilki Daha O zaman Avcıydı". Biz avcı olmasını öğrenemedik ve öğrenmeyeceğiz de. Bırak beklesinler pusularında. Belli mi olur, belki de kazdıkları kuyuya kendileri düşerler! Onlar birbirlerinin yüzlerine güler, "dostum" dediklerinin arkasından kuyu kazarlar. Bırak, onlar binbir sahtekârlıklarına devam etsinler. İnsan yaptıklarıyla insandır. Gerinde ne bıraktıysan oysun. Doğa, kendisini tahrip edenlerden öcünü aldığı gibi, İnsan olma bilinciyle yolunda yürüyenler de seni katlttiren alçaklardan öcünü almasını bilir. Sen olmasan da, ben olmasamda bu yürüyüş devam eder. Gönderen: Sema Sanal 20 Mart 2008 Perşembe Sevgili Nejla, üç gündür yazını tekrar tekrar okuyorum, gözyaşlarımı tutamıyorum. Eminim Ömer de bu satırları hissediyor ve artık menfaatten uzak gerçek dostlarının kimler olduğunu anlıyordur. Uğruna öldüğü insanlarla karşılaştırıyordur. Dediğin gibi eminim hala arkasından pazarlıklar sürüyordur. Ama ben Ülkeme, Yüce Adaletine güveniyorum. Hırsları uğruna hiç çekinmeden bu cinayeti işleyenler, hesap vereceklerdir. Şu an burada çok şey yazmak isterdim. Ama şimdi sabır zamanı. Geçen hafta Ankara''da perşembe günü yine Ömerin sevdiği beraber yemek yediğimiz Restaurant''ta, bu sefer acı kader Ömerin bir dostu ile beraberdik ve Ömer yine bizimle beraberdi.Ve yine Ankara da kar yağıyordu. Bizim için Ömer hep bizimle olacak. Canım Kardeşim seni çok özledim. Bu acı birgün dinermi. Gönderen: Nejla Çalışkan 17 Mart 2008 Pazartesi 2007 Şubat ayında Ömer İstanbul''a geldiğinde beni aynı gün içinde defalarca aramıştı. Görüşmek istiyordu .Fakat önümde ertesi güne yetiştirmem gereken işler olduğu için Ömer''e '' Ömer sık sık istanbul''a geliyorsun daha sonra görüşsek, bu işler bitmek zorunda ne olur kızma bana'' demiştim. Ömer '' ölüm var kalım var , belki bir dahaki sefer olmaz'' dediğinde '' manevi baskı yapma ya !Biliyorsun bizim işleri ertesi günü işin içinden çıkamıyoruz'' diyerek sitem dolu konuşmalar yapmıştım. Ölümünden çok kısa bir süre önce tekrar bir telefon görüşmesi daha yapmıştık İhaleye hazırlanıyordu. Ben hala Terminaller müdürünün neden ihaleye girdiğini anlayamıyorum. Hepimizin bildiği gibi Ömer 06 Mart 2007 günü pusuya düşürülerek katledildi. Bir dahaki sefer arkadaşımı son yolculuğuna uğurlamak oldu. Cenazede ağlamamak için kendime söz vermeme rağmen hıçkırıklara boğuldum. Onun bana anlatmak istediği bir şey vardı.. Bana o gün anlatmaya çalıştığı şeyi ölümünden sonra anladığım için hep kendimi suçladım. biz onunla dosttuk. Ömer benim kendisini çok sevdiğimi bilir bana çok güvenirdi. Ailesi ve işleriyle ilgili sorunları anlatır benimle dertleşirdi. '' Nejla biz galiba işbaşında öleceğiz, ne olacak bizim bu halimiz '' der ve gülerdi. Ömer işbaşında öldürüldü. Ömer silah kullanmazdı. silahı korkaklar kullanır. Ya da kendilerine silahlı uşaklar tutarlar. Defalarca işinden ayrılmak istemişti. Her seferinde çocuklar bahane edilip Ömer ölüme itilmişti. Ben bile çocukları için onun bir çok şeyden vazgeçmesi için ısrar etmiştim. Sır değil ölümü. Üstü örtülmeye çalışılan ve bir çok kişinin bildiği bir cinayet.. Korkaklara sesleniyorum.. Sizin Ömer''e hiçmi vefa borcunuz yok.. bilipte susanlar sizler cinayeti tasarlayıp öldürenler kadar suçlusunuz.. Arkasından yapılan pazarlıkları duyunca hiç şaşırmadım. Bu pazarlıklar geçmişte Ömer''le yapılmamışmıydı.. Cenaze de birileri meğerse timsah gözyaşı döküyormuş.. Ömer seni çok özlüyorum.. Gönderen: Deniz Yılmaz 15 Mart 2008 Cumartesi Yıllar önce elime bir kitap geçmişti. Adı: "BAĞIR, HERKES DUYSUN". Bağırmak isteyenlere adresimi veriyorum. telos14@hotmail.com Gönderen:
tarafından yazıldı: ÖMER CEMİL SANAL | 10-07-2008 23:25


   Bir yorum gönder
İsim:


E-posta:


Başlık:


Yorum:


Kod:

Yazar hakkında

Yazar ile iletişim kur
Kategoriler

En son notlar
Hosgeldiniz!
[10-07-2008 23:04]
Fotoğraf albümleri
ÖMER CEMİL SANAL

ÖMER CEMİL SANAL




A service of blogulkesi.com